Son on yılın en önemli yaşam felsefesi haline gelen ve sanattan, mimariye müzikten, yemek kültürüne kadar insan olgusunun içinde yer aldığı her alanda karşımıza çıkan minimalizm kavramı nedir?

Minimalizmi sadeliğin ve nesnelliğin ön planda tutulduğu bir anlayış veya bir akım olarak tanımlayabiliriz. Minimalizm, ABC sanatı ve minimal sanat olarak da adlandırılabilir. Minimalizm 1960’lı yıllarda bir sanat akımı olarak ortaya çıkmıştır. Ve bu akımın çıkış noktası, soyut dışavurumculuğun şekle ve duyguya verdiği aşırı öneme karşı tepki göstermek olmuştur. Çünkü minimalizm de, nesnenin sadece nesne olma özelliğine dikkat çekme amacı güdülmektedir.

İlk olarak bir sanat akımı olarak ortaya çıkan minimalizm kavramı günümüzde her alanda farklı boyutlara dönüşerek kullanılmaktadır. Her geçen gün daha çok ilgi çeken ve popülerleşen bu kavram, sadeleşmenin gücünü hissetmemizi sağlayacak bir yaşam felsefesi olarak kabul görmesine neden olmuştur.

Her şeyden önce, minimalizm yeni bir kavram değildir. Daha sade bir yaşama değer vermek ve içsel benliğe odaklanmak, hem Doğu hem de Batı uygarlıkları olmak üzere insanlığın  başlangıcına kadar uzanabilen bir olgudur.  Günümüzde, bizi tüketim bağımlısı haline getiren hızlı ve tempolu şehir yaşamının dinamikleri, bu geleneklerin yeniden canlanmasına neden olmuştur.

Özellikle de son yıllarda yaşanan pandemi süreci, dünyadaki sıcak ve soğuk savaşlar ekonomik kırılımlar ve doğal felaketler, insanın mental olarak kaldırabileceğinden daha fazla bir yük edinmesine neden olmuş ve bu sebeple de daha sade bir yaşam ve sağlıklı bir mental güç isteği  doğmuştur. Yaşanan bu durumlar minimalizmi günümüzün en popüler yaşam felsefesi haline getirmiştir.

Hayatınızdaki Fazlalıklardan Kurtulun

Minimalizm yaşam felsefesini az eşya ile yaşamak olarak görmek oldukça yüzeysel kalacak bir tanımlama olacaktır.Bu felsefeye uygun yaşamak kalabalık ve yorucu yaşam tarzından uzaklaşmak fazla insandan, gereksiz alışkanlıklardan,beynimizi yoran ve bizi yıpratan düşüncelerden arındırmayı  gerektiren ve insanın daha az şeye sahip olup,sadece bu az şeyler için kaygı duymasını öngörmektir. Platon’un şu sözü minimalist yaşam tarzını çok iyi tanımlar:

“Önemli olan hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.”

Sadeleşme sizi yoran tüm kavramlardan ve sonrasında nesnelerden kurtulmak ile başlar. Sadeliğin ve nesnelliğin anlam kazandığı minimalizm akımı, günümüz tüketim toplumuna güçlü bir nefes olacak şekilde altın çağını yaşamaktadır..

Evinde yalnızca bir Einstein tablosu, bir lamba, sandalye ve bir de yatak olan Apple’ın kurucusu Steve Jobs, iş hayatından özel yaşamına minimalizmi benimsemiş en ünlü isimlerden biriydi. Tasarımlarında minimalizmin etkisini güçlü bir şekilde yansıtan Steve Jobs, gerçek bir “karmaşıklık”ları basitleştirme ustasıydı.

Unutma, Az Çoktur!

Minimalist yaşamın en birincil tanımı ile abartmamak ve israf kavramından uzaklaşmak, şükretmek ve yetinmeyi öğrenmekle yola çıkılabilir. Maddi ve manevi bütün fazlalıklardan arınmak sizi tüketim odaklı bir hayat sürmekten kurtaracaktır. Dünyayı güzelleştirmek için bir şeyler yapmak, ailenize ve dostlarınıza daha fazla zaman ayırabilmek adına zihninizde ve  yaşantınızda engel teşkil eden  soyut yada somut tüm nesnelerden arınmanız gerekmektedir. Aşırı kavramının olduğu hiçbir şey aslında insanı mutlu etmez ve uzun vadede çok daha büyük kırılımlar ve bunalımları tetikleyebilir. Less is more / Az çoktur” sözünü mutlaka duymuşsunuzdur. Aslında minimalizmin özeti de budur. Asıl zenginlik az da gizlidir. Azın size kattıkları, yormadan ve yorulmadan ulaşabildiğiniz farkındalık çok ama çok daha değerlidir. Diyelim ki şimdiye kadar böyle bir hayat sürmediniz, süremediniz. Ama şunu bilmelisiniz ki hiçbir şey için geç kalmış değilsiniz. Belki minimalizmi bir yaşam felsefesi olarak benimsediğinizde elde edeceğiniz kazanımları bilmeniz gerekmektedir.

Stresten uzak ve fazlalıklardan arınmış olmak daha iyi bir sosyal çevre ve daha sağlıklı iletişimi size sunacaktır. Böylelikle en önemliler hayatınızda kalacak diğerleri ise doğrudan çöpe gidecektir.

Karmaşık bir düzende belli bir konuya/ işe/ projeye odaklanmak zordur. Minimalistlerin özellikle girişimcilikte daha başarılı olduğu, risk alabildikleri bilinmektedir. Daha sade bir yaşam alanı ve çalışma ortamı odaklanmanızı arttıracak, konsantrasyonunuz sizin en güçlü motivasyonunuz haline gelecektir. Uzmanlar; özellikle odaklanma, konsantrasyon ve hafıza sorunu yaşayanlara bu tarz bir yaşam şeklini öneriyor. Sade, basit ve  karmaşadan uzak…

.Daha az bir tüketim ile aynı zamanda sağlıklı bir hayatın kapısını da aralayabilirsiniz. Özellikle son yıllarda daha da yaygınlaşan Wellbeing kavramı ile spor, meditasyon ve sağlıklı beslenme programlarının sadece fiziksel bir gereklilik değil ruhsal sağlığınız için güçlü tamamlayıcılar olduğunu da fark edeceksiniz.

Bedeniniz işledikçe zihniniz de berraklaşacak. Küçük şeylerden mutlu olacak ,daha fazla üretip daha az tüketeceksiniz.

Minimal Yaşam Alanları Kurgulayın

Yaşam alanlarınızı gözden geçirin. Aşırı ve yoğun bir dekorasyon içerisinde hissettikleriniz ile sade, kendi içinde ahenkli bir alanda hissettiklerinizi düşünün. Bu birbirinden farklı iki konseptin size hissettirdikleri asla ama asla aynı şeyler olmayacaktır. Fazlalıkların bulunduğu bir alanda temizlik yapmak ve bu alanı düzenlemek sizi daha çok yoracak, zaman kaybetmenize neden olacak, aradığınız bir şeyi bulmak çok daha zor bir hale gelecektir. Bu sebeple yaşam kalitenizi düşürmeyen ve vaktinizi çalmayan bir yaşam alanı kurgusu; sizin daha temiz bir zihinde kalmanızı sağlayacaktır.

Burada en önemli olgu az ve sade kavramının kendi içinde size sunacağı fonksiyonellik ve ergonominin güçlü bir cevap oluşturması. Gerçek ihtiyaçlar ve bu ihtiyaçların doğru çözümleri, gerçek istekler ve bu istekleri karşılayan nesnelerin yanınızda olması sadeleşmenin dekorasyondaki en önemli kriterini oluşturmaktadır. Çünkü sadece ihtiyacınız olan şeylere sahip olmanın keyfini yaşarsanız. Anı yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenir, sizi tüketen sorunlardan kurtulmanın, üzerinizde yaratacağı o mükemmel etkiyi görürsünüz. Minimalist yaşamın evde birkaç parça eşyayla yaşamak anlamına gelmediğini fark eder; bunun, gereksiz olan her şeyden kurtularak hayatı gerçekten önem taşıyan şeylerle dolu dolu geçirmeyi ifade ettiğini anlarsınız. Nesnelerin, eşyaların düşüncelerin ve de insanların sizi yormasına izin vermeyin. Sadeleşmek, bütün fazlalıklardan arınmak, size ve ruhunuza çok iyi gelecek ve daha sağlıklı bir zihin ile kararlarınızı vermenize yardımcı olacaktır.

‘’Minimalizm, özgürlüğü bulmanıza yardımcı olabilecek bir araçtır. Korkudan kurtulma. Endişeden kurtulma. Bunalımdan kurtulma. Suçluluktan kurtulma. Depresyondan kurtulma. Hayatımızı inşa ettiğimiz tüketim kültürünün tuzaklarından kurtulma özgürlüğü. Gerçek özgürlük.’’

Minimalizm, bizim için neyin gerekli olduğunu bulmak ve bizi ondan uzaklaştıran her şeyi ortadan kaldırmakla ilgilidir. Ancak bireysel minimalist yaşam tarzları arasındaki benzerlikler, bireysel değerler, bireysel öncelikler ve kişisel kararlarla ilgili olduğu için burada kişiye göre değişkenlik arz etmektedir. Minimalizmle ilgileniyorsanız,önce kendi yolunuzu bulmanız ,ilham almanız ve sonrasında ona göre yaşamınızı kurgulamanız gerekiyor.

Tek amaç, sizin ve sadece sizin için önemli olanı bulmak ve dikkat dağınıklığı yaratacak detayları en aza indirmek veya ortadan kaldırmaktır. Esasa odaklanmak, sizi neyin mutlu ettiğini, neyin önemli olduğunu ve neyin olmadığını, hem evinizde hem de yaşamınızda bulmak. Sade bir hayat yaşayabiliriz. Sade bir hayat demek maddi olarak değer arz eden nesnelere sahip olmanın yanlış bir şey olduğu anlamına gelmez. Asıl sorun, bu eşyalara atadığımız gereğinden fazla anlam. Eşyalarımıza çok fazla anlam verme eğiliminde olmamız, genellikle sağlığımızdan, ilişkilerimizden, tutkularımızdan, kişisel gelişimimizden ve kendimizin ötesine katkıda bulunma arzumuzdan vazgeçmemize neden oluyor. Ev almak, araba almak yada güçlü yatırımlar yapmak.. Bunlardan asla vazgeçmeniz gerekmiyor elbette. Minimalizm, bu kararları daha sağlıklı ve daha bilinçli bir şekilde vermenizi sağlar.

Özünüzü Keşfedin!

Minimalizm içsel bir yolculuktur. Sizi gerçekten neyin mutlu ettiğini veya bu mutluluğun temellerinin ne olduğunu bulmak, göründüğünden daha zordur elbette. Çoğumuzun fiziksel çevresiyle ilgilenmesinin nedeni de budur aslında. çünkü insanoğlu aradığı mutluluğu bulabilmek için somut nesnelerle uğraşır. Ve eğer siz de hayatınızda çok fazla şey olduğunu hissediyorsanız, bu iyi bir başlangıçtır.

Öncelikle, çevrenizin, evinizin ve eşyalarınızın uyumunu düşünmelisiniz. Ahenk ve dinginlik sizin aslında gerçekten neye ihtiyacınız olduğunu söyleyecektir. Yaşadığınız alanın içindeki sadelik ve düzen hayatınızın diğer yanlarını da güçlü bir şekilde etkileyecektir.

Gerçek İhtiyaçlarınıza Odaklanın

Daha fazla huzur tamamen odaklanma ile ilgili bir durumdur. Düzenli ve sakin bir yaşam alanı, gerçekten istediğiniz, işe yarayan ve ihtiyacınız olan şeylerin yanınızda olduğunu bilmek, odaklanmanızı ve anda kalmanızı sağlayacaktır. Size temiz ve esenlik dolu bir zihin sunacaktır

Çünkü maddi karşılığı olan her nesneye tutunmak insan beyninde büyük stresler yaratır. Onları kaybetmekten ve onların zarar görmesinden endişe duyarız. Endişe yaratan her düşünce, zihninizi büyük bir karmaşanın içinde tutar. Hayatınızı basitleştirerek, daha kullanışlı, daha sade, daha siz odaklı ürünler tercih etmek ve yaşam alanlarınıza bu ürünlerle kurgulamak bu ürünlere olan kaygı ve korku dolu bağlılığınızı kıracak sadece neyi gerçekten istediğinize işte o zaman odaklanabileceksiniz.

Yaşam tarzı olarak minimalizm ile minimalist estetik arasında bir fark vardır. Birbirlerine bağımlı olmaları da gerekmez. Minimalist biri olabilirsiniz, renkli kıyafetler tercih edebilir aynı zamanda beyaz, sakin çizgiler barındıran, boş alanları tanımlı olan, minimal iç mekanları sevebilirsiniz.

Evinizi ve Zihninizi Sadeleştirin

Öncelikle mutlu aile üyelerinin olduğu kahkaha dolu bir ortam, iyi arkadaşlar ve pozitif enerji dolu bir eve sahip olmak kim istemez. Sıcacık sohbetler için bolca yer bulunan şık ve temiz bir eve sahip olmak isteriz aslında. Evinizin gerçek bir bahar temizliğine ihtiyacı vardır. Aslında bu temizliğe ihtiyacınız olmayan, yıllardır kullanmadığınız eşyalardan kurtulmak ile başlayabilirsiniz. Sizi iyi hissettirmeyen ama yıllardır orda durmasına izin verdiğiniz o eşyaları, hediyeleri yaşam alanınızdan uzak tutmalısınız. Kırık eşyalardan, kurumuş çiçeklerden yaşam enerjinizi sömüren, negatif enerji veren parçalardan yaşam alanlarınızı arındırmalısınız. Yıpranmış havlu ve kıyafetler de enerjinizi sömürecek diğer parçalar arasında, eski kitaplarınızı yada defalarca izlediğiniz filmleri başkalarıyla paşlaşarak kendi yaşam alanınızdan çıkarmanız hem size iyi hissettirecek hem de sadeleşmenize yardımcı olacak.

Burada her şeyin yerine yenisini koymak gibi bir amaç yoktur. Var olanı en iyi şekilde korumak koruyabilmek için yer açmak ve sizin daha iyi hissetmenizi sağlayacak bir arınma hissini deneyimlemenizi sağlayacaktır. Yaşam alanlarınızı sadeleştirmenin  özünde daha spesifik, daha içinize sinen, daha az eşya ile daha çok şükretmenizi gerektiren bir olgu vardır.

Yüzeysellik katmanlarını soyduğunuzda, basit, otantik çekirdeğin daha güzel ve karmaşık olduğunu fark etmeye başlayacaksınız. Gerçek amaç nesnelerden, fikirlerden tüm bunların yarattığı yorgunluktan kurtulmak ve yaşadığımız dünyada gerçek güzelliği ve özgürlüğü bulmak. Sizi ağırlaştıran yüklerinizden kurtulduğunuzda çok daha rahat nefes almaya başlayacak, gerçekten yaşadığınızı hissederek “azlığın aslında çokluk olduğunu” keşfedeceksiniz.