All posts by: ndesign

Blog

Zamansız Zarafetin Sırları

Zamansız tasarım kavramı nedir? Nereden yola çıkılmalı, hangi malzemeler kullanılmalı, nasıl bir tasarım dili olmalı sorularınızı duyar gibiyiz.

Öyleyse anlatmaya başlayalım…

Zamansız tasarım modanın farklı dalgalanmalarından etkilenmez. Ne avangard,ne çok süslü ve zengindir. Aslında, zamansız dekor bu trendlere direnir. Zamansız tasarım  sade, basit ve sofistike bir yapıdan oluşur.

Bu tarz, son derece işlevsel olacak şekilde tasarlanır. Ancak gösterişsiz ve sıkıcı değildir.

Zamansız tarzınız ince, uyarlanabilir bir zevk ürünüdür ve sonsuzdur.

Hem mekanına hem de çevresine ait bir stil oluşturarak tükenmeden varlığını korur.

Örneğin;

Minimalist, pürüzsüz yüzeyler, hem ahşap hem metal içeren trend ötesi ilkeler ışığında tasarlanan ürünler günümüz ve gelecekte var olmaya devam edecektir.

Oturduğunuz sandalyenin, insan varoluşunun başlangıcına kadar uzanan sürekli gelişen bir tasarımın parçası olduğunu unutmak kolaydır. Mobilya tasarımı, ilk insanın oturacak bir yere ya da aletlerini saklamak için bir rafa ihtiyaç duymasından bu yana yaşamın gerekli bir parçası olmuştur.

1900’lere birkaç bin yıl ileri sarıldığında, 20. yüzyılın neden mobilya tasarımı için ayrılmaz bir dönem olduğunu görmek kolaydır. Önde gelen birkaç kişinin dikkatli ve yaratıcı vizyonu sayesinde, mobilya tasarımcıları geçtiğimiz 100 yılda mobilyaların sadece pratik bir formdan daha fazlası haline gelmesini sağlamıştır…

Modanın zamansız markalarından ve imza ürünlerinden örmekler verirsek;

Chanel Tweet ceket , Hermés Birkin çanta ,Armani Takım elbise , Louis Vuitton Monogram valiz ,Cartier Panthere yüzük…

Tasarım dünyasının yıldızlarını oluşturan bu isimlere hemen herkes aşinadır. “Zamansız Parçalar“ adı altında korunmaya alınmış tasarımlar daima arzulanıp, ait olduğu markaya her daim değer katar.

Değerini katlayarak zaman içindeki yolculuğuna devam edebilmiş “Zamansız Tasarımlar” oluşup yıkılan trendlerden etkilenmeyen , kişide ‘trend üstü’ bir hissiyat yaratan oluşumlar ortaya çıkarır. Bunun için aranan en büyük özellikler ise şüphesiz ürünün kusursuz ve özgün tasarımıdır.

Ancak bunun için tek başına estetik yeterli değildir. Öyle ki , zamansız ürün fonksiyonel olarak da zamanın testinden alının akı ile çıkmış olmalı ve her dönemin ihtiyaçlarına uygun kullanım rahatlığı içermelidir.

Hepimizin aşina olduğu geçmişten günümüze varlığını sürdüren parçalara birkaç örnek verelim…

Burberry 1973 Birinci Dünya Savaşı’nda siperdeki askerleri yağmurdan korurken hareket etmeyi de engellemeyen uzun kesimli, dik yakalı ceketler Thomas Burberry’nin 1879 yılında ürettiği gabardin kumaşla birleşince tarihe geçti. Hem su geçirmeyen hem nefes alan gabardin kumaşla tasarlanan, ilhamını cephedeki subaylardan alan bu ceketler bugün zamansız ve stil sahibi parçalardan biri olarak akıllara geliyor.

Chesterfield Kanepe

Tarihte ilk kez yorgan yapımında kullanılan kapitone işlemi iç dolgu ve kumaşı bir arada tutmak amacıyla kullanılırken zaman içerisinde ürünün kullanım ömrünü de uzatan bu uygulama tekstilin birçok farklı alanında estetik değere dönüşmüştür. Daha sonraları deri döşeme kanepe üzerine eşit aralıklarla düğme dikilerek oluşturulan bu yenilik, sonraki yıllarda Chesterfield kanepenin tanımı haline gelmiştir ve zaman içerisinde özgün yorumlar ile popülerliğini yitirmeden ikonlaşmıştır. Chester koltuk 1600’lü yıllarda ilk defa İngiltere’nin pazar kasabası olarak da bilinen Chesterfield’de Lord Chesterfield olarak bilinen İngiliz devlet adamı Phillip Dormer Stanhope Chesterfield tarafından yaptırılmıştır ve zamansız ürünlerin en belirgin örneklerindendir.

Biraz da zaman ötesi renklerden bahsedelim…

Hepimizin bildiği gibi moda sürekli değişiyor. Renkler, formlar hiç durmadan hareket ediyor. Dekorasyon da bu sisteme ayak uyduruyor. Tüm bu hareketlilik ve hıza, hiçbir zaman yenilmeyen bir kombinasyon var. Renksizliğin renkleri; siyah ve beyaz…

Beyaz tüm zamanların vazgeçilmezi… Özellikle de kanepe ve koltuklarda. Oldukça zor kullanılmasına rağmen, zarif duruşu, ferah görünüşü ve uyum kolaylığı ile tercih ediliyor. Beyaz oturma gruplarının en güzel kombinasyonlarından biri de, cam yüzeyli sehpalar. Siyah boyalı cam bir sehpa, beyaz kanepenin önünde, oldukça şık duruyor. Duvarlarınızı süsleyebilecek siyah-beyaz fotoğrafla ya da tablolar da ortama son rötuşu atıyor.

Konstrast oluşturmak aslında çok basit…

Yaşadığınız mekânın duvar ve zeminine koyu renkler hakimse, mobilyaları özellikle de kanepe ve koltuk gibi oturma gruplarını açık tonlarda seçmekte fayda var. Tüm bu yalınlığın yanında, masif ahşap seperatör, tablo, aksesuvar gibi seçimlerinizde renk kredinizi rahatça kullanabilirsiniz.

Yatak odalarınızda da aynı yalınlığı ve zerafeti yakalayabilirsiniz: Koyu renk duvarlar, açık tonda bir lambri, gizli aydınlatma, yatak başı, bazasının kontrastı, zeminde de siyaha yakın koyuluktaki bir halı, çok keyifli bir mekân yaratmanızı sağlayabilir.

Bunun yanında  zamansız kavramının içine aldığı sıcak  tonlamalar vardır. Bunlardan bazıları  bej , kahvenin tonları ,bordo gibi renklerin pirinç detaylarla birleşmesidir.

Ayrıca doğal taşlarda da siyah , kahve , beyaz ve bej tonları kullanarak zamansız bir ambiyans yaratmak oldukça etkili olacaktır.

                                                   

 

Zamansız araçlar denilince akla ilk gelenler…

Porsche 911 , Mercedes 300 SL , Chris Craft tekne…

Porsche 911 ,Daha önce üç basamaklı sayıların tamamını ortasında sıfır ile kaydeden Peugeot sayesinde, orijinal Porsche 901’in adı değişerek 911 oldu ve onunla birlikte 1963’te dünyanın en ünlü ve hemen tanınan spor arabası hayat buldu.

İkonik tasarım ve teknolojinin arkadan motorlu şaheseri olan otomobilin özü yarım yüzyıldır değişmedi. Yıllardır tartışmalar bugüne kadar arabanın arkasına monte edilmiş bir motorun çalışmaması gerektiğini savunuyor ancak bu arabada işe yaradığını kanıtlıyor.

Mercedes 300 SL nam-ı diğer martı kanat. Mercedes’in II. Dünya Savaşı’ndan sonra ürettiği ilk spor otomobil. Üretildiği tarihten yaklaşık yarım asır sonra yüzyılın en güzel otomobili seçilen bir efsane. Zamanının en hızlı otomobili. 3 litrelik motoru ve sadece 50 kiloluk şasisi ile SL yani Sport Leichte ismini aldı.

Chris-Craft tekneleri, 13 yaşındaki Christopher Columbus Smith’in ilk tahta ördek avı teknesini inşa ettiği 1874 yılına dayanmaktadır.

1930’da Chris-Craft dünyanın en büyük maun motorlu tekne üreticisi haline geldi. Klasik bir gemi yapımcısının kısa tarihinin bu ikinci bölümü, 1930’dan günümüze kadar olan dönemi kapsamaktadır.

Chris-Craft tekneleri, en kaliteli maundan yapılmış en iyi tekneler olmakla kalmayıp aynı zamanda kullanımı da kolaydı. Günün “ünlüleri” arasında Chris-Craft’a sahip olmak norm haline geldi…

 

Buradan güzel bir geçişle desenlerde yolculuğa çıkmaya ne dersiniz?..

Zamansız desenlerin belki de en eski tarihe sahip olanı

EKOSE DESENİNİN TARİHİ: HIGHLANDS

Ekose, günümüzde İskoçya’nın kültürel bir simgesi olarak kabul edilse de ilk üretildiği zamanlarda bu desenin ne belirli bir adı ne de sembolik bir anlamı vardı. Tüm ekose kumaşlar yerel halk tarafından elde dokunarak üretiliyor ve yine yalnızca bölge halkı tarafından giyiliyordu. Tüm bunlar 18. yüzyılda değişmeye başladı ve tüm dünyaya yayıldı…

Artık sadece giyim ve moda sektöründe değil dekorasyonda da karşımıza çıkmaya başladı…

Bu deseni zamansız kılan en önemli detay ise ahşap ile yakaladığı muhteşem uyum diyebiliriz.. Farklı renklerdeki ekose desenleri ahşap mobilyalarla kombinleyerek çeşitli dekorasyon stillerine kolayca ayak uydurulabilir..

Ekose mutfağa çok yakışır!

Krem, bej ve kahve tonlarının hakim olduğu bir mutfakta sandalyelerle ekose dekorasyon yapmak mutfakta samimi bir ortam yaratabilir; lake mobilyaların modern etkisi klasik dokunuşlarla dengelenebilir.. Mutfak dolaplarında ahşap yoğunluğu varsa açık tonlardaki ekose desenli sandalyeler mutfağın daha aydınlık gözükmesine yardımcı olacaktır.

Yaşam alanlarında zamansız ekose şıklığı

Dar yüzeylerde ekose desenlerin kullanımı oldukça kolaydır. Dekorasyon ile uyumlu renk tonlarını içinde barındıran bir ekose desenini tercih ederek harika bir tarz oluşturabilirsin. Ancak, koltuk ve kanepe gibi daha geniş yüzeylerde ekose deseni kullanmak için bazı püf noktalarını bilmelisin. Mesela, beyaz zeminli bir salonda rengarenk ekose desenli chester koltuk modellerine yer verebilirsin. Bu koltuğu dekorasyonun odak noktası haline getirerek diğer dekorasyon elemanlarında daha sade seçimler yapabilirsin. Ahşap zeminlerde ise siyah beyaz ekose desenli berjerlerle otantik bir hava yaratabilirsin. Klasik tarza uygun olarak tasarlanmış ahşap iskeletli modellerde pastel tonlardaki ekose kumaşlarla retro etkisi oluşturabilirsin.

 

Zamansız desenlerin yeni nesil örneği Kazayağı  …

80’li yılların modası olan  kazayağı deseni geniş renk yelpazesi ve geniş kullanım alanları ile günümüze kadar etkisini sürdürmeye devam ediyor. Mobilya döşemelerinden perdelere, halılardan duvarlara, aydınlatmalardan dekorasyon aksesuarlarına kadar uzanan her yerde, kazayağı deseni iddialı tarzıyla kendini gösteriyor. Günümüz dekorasyonuna modernize olarak dönüş yapan kazayağı, renklerine yeni renkler ekledi ve her renk ile uyum sağlayarak modern bir tarz yarattı. Üstelik, uygulandığı klasik tarz dekorasyonlara da modern bir havaya katması onu oldukça popüler yaptı.

Kazayağı deseninin, iç dekorasyon da kullanım alanları oldukça geniş bir yelpazeye sahip…

Mobilya döşemesi, Perde ve storlar, Halı, kilim , paspaslar Duvar kağıdı, Aydınlatma, Runner, peçete, masa örtüsü, , Banyo ve mutfak dekorasyon ürünlerinde kullanılarak evinize zamansız bir ambiyans katabilirsiniz.

 

Kazayağı modasına uygun dekorasyon önerilerine gelirsek;

* Koltukların döşemesinin tamamını kazayağı düşünüyorsanız, küçük ebatlı desenleri kullanmalısınız.

* Koltukların sırt kısımlarında düz renk, minderlerde desenli döşeme kullanabilirsiniz.

* Deri kaplama koltuklarda kazayağı desenli minderler harikulade olur.

* Açık renk ahşap koltuklarda nötr renklerde desenler kullanarak oldukça modern bir hava oluşturabilirsin.

* Klasik mobilyalara, pastel ve nötr renkli  kazayağı desenli döşeme yaparak modern bir hava vermek çok keyifli olacaktır.

Sona doğru gelirken konumuzun başrolü ZAMANSIZ AHŞAP tasarımları anlatalım istedik. Ahşap mobilyalarla zamansız zarafeti nasıl yakalayabiliriz sorunuzu duyar gibiyiz…

Her sektörde olduğu gibi mobilya sektöründe de bazı geçici eğilimler vardır. Örneğin, bazı renkli mobilyalar bazı dönemlerde çok popülerdir. Örneğin, yaklaşık 10 yıl önce, toz pembe, uçuk mavi,fıstık yeşili koltuklar çok şıktı. Birçok kişi evlerindeki koltukları bu gibi ürünlerle değiştirdi..

Ancak, bugün baktığımızda, oturma odalarında bu tür renklerle karşılaşmak neredeyse mümkün değil. Çünkü artık insanların sıkılabileceği o yorucu renkler yerine gri ve krem gibi daha doğal renkler tercih ediliyor. Ancak salonlarda asla modası geçmeyecek bazı şeyler de var. Örneğin, klasik mobilyalar her zaman klasik mobilyalar olarak kalacaktır. Yani klasik mobilyaların zamansız parçalar olduğunu söyleyebiliriz.

Ama zamansız olan sadece klasik mobilyalar mı?

Tabii ki, hayır.

Aynı zamanda ahşap mobilyalar asla modası geçmeyen ve her zaman şıklığını koruyan mobilyalardır. Bazı insanlar ahşap mobilyalardan başka mobilyaları tercih etmez. Çünkü ahşap mobilyaların diğer mobilyalara göre yadsınamaz bir asaleti olduğunu inkar edemeyiz.

Şimdi, zamansız zarafeti ahşap mobilyalarla nasıl yakalayacağınız hakkında konuşalım…

Ahşap mobilyalarla zamansız zarafeti yakalayabileceğinizi söylemiştik.

Peki bunu nasıl yapabiliriz? Ahşap mobilyaları bu kadar zamansız ve şık yapan özellikler nelerdir? Ahşap mobilya denince akla gelen ilk mobilya parçası nedir?

Birçok kişiye göre ahşap mobilya denince akla ilk gelen mobilya türü yemek masallarıdır. Özellikle son yıllarda doğal ahşap  yemek masaları oldukça popüler hale gelmiştir. İnsanlar kendi tarzlarına uyacak şekilde yapılmış benzersiz ahşap yemek masalarına sahiptir. Çünkü ahşap detaylar ve ahşap mobilyalar çevreye çok daha doğal bir hava katıyor.

Altın varak kaplama veya parlak mobilyalar doğal görünmediğini biliyoruz.. Çünkü doğal değiller. Ancak ahşap mobilyaların kullanımı doğada olma hissi verir.

Doğaya baktığınızda taşlı ve parlak nesneleri göremezsiniz. Ama etrafta bir sürü ağaç var. Ahşap mobilya kullanırken kendinizi doğada hissetmenizin nedeni budur. Bu nedenlerden dolayı ahşap detaylı ve ahşap mobilyalar evlerde sıklıkla tercih edilen mobilyalardır. Şimdi zamansız asaleti ahşap mobilyalarla nasıl yakalayabileceğinizin nedenlerini açıklamanın zamanı geldi.

Mesela gökyüzüne bakmaktan asla sıkılmayız. Doğaya bakmaktan sıkılmıyoruz. Denizi izlemekten sıkılmayız. Çünkü onlar doğanın bir parçası. Ve onu hayatımızdan çıkaramayız.

Mümkün olsa bile, hiç kimse bu güzellikleri hayatlarından çıkarmak istemez.

Zamansız ahşap tasarımlar da aynı doğadaki harikalar gibi yaşam alanlarımızın vazgeçilmez parçalarıdır…

Bu doğal güzelliklerin parçalarını yaşam alanlarımızda kullandığımız eşyalarda taşımak çok önemlidir. Peki bunu nasıl yapabiliriz?

Evimize daha fazla ahşap detayı dahil ederek zamansız bir şıklık ve asalet elde edebiliriz.

Örneğin, bir ceviz ağacı TV ünitesi her zaman değerini korur.

Aynı zamanda, ahşap bir yemek masası her zaman şık görünecektir.

Kahvenizi koyduğunuz ahşap sehpa size daha sıcak bir his verir

Bu nedenlerden dolayı evinize yerleştirdiğiniz ahşap detaylar her zaman şık bir görünüm yakalamanızı sağlar…

Sıkılmadan huzur içinde vakit geçirebileceğiniz bir ortama da sahip olursunuz..

Ahşap mobilyalarla zamansız bir ambiyans  yakalamak istiyorsanız sırrı sade tasarımları , ceviz  ve meşe gibi tonlarda seçmek doğru tercih olacaktır.

 

 

Blog

Bir Yaşam Felsefesi Olarak ”Minimalizm”

Son on yılın en önemli yaşam felsefesi haline gelen ve sanattan, mimariye müzikten, yemek kültürüne kadar insan olgusunun içinde yer aldığı her alanda karşımıza çıkan minimalizm kavramı nedir?

Minimalizmi sadeliğin ve nesnelliğin ön planda tutulduğu bir anlayış veya bir akım olarak tanımlayabiliriz. Minimalizm, ABC sanatı ve minimal sanat olarak da adlandırılabilir. Minimalizm 1960’lı yıllarda bir sanat akımı olarak ortaya çıkmıştır. Ve bu akımın çıkış noktası, soyut dışavurumculuğun şekle ve duyguya verdiği aşırı öneme karşı tepki göstermek olmuştur. Çünkü minimalizm de, nesnenin sadece nesne olma özelliğine dikkat çekme amacı güdülmektedir.

İlk olarak bir sanat akımı olarak ortaya çıkan minimalizm kavramı günümüzde her alanda farklı boyutlara dönüşerek kullanılmaktadır. Her geçen gün daha çok ilgi çeken ve popülerleşen bu kavram, sadeleşmenin gücünü hissetmemizi sağlayacak bir yaşam felsefesi olarak kabul görmesine neden olmuştur.

Her şeyden önce, minimalizm yeni bir kavram değildir. Daha sade bir yaşama değer vermek ve içsel benliğe odaklanmak, hem Doğu hem de Batı uygarlıkları olmak üzere insanlığın  başlangıcına kadar uzanabilen bir olgudur.  Günümüzde, bizi tüketim bağımlısı haline getiren hızlı ve tempolu şehir yaşamının dinamikleri, bu geleneklerin yeniden canlanmasına neden olmuştur.

Özellikle de son yıllarda yaşanan pandemi süreci, dünyadaki sıcak ve soğuk savaşlar ekonomik kırılımlar ve doğal felaketler, insanın mental olarak kaldırabileceğinden daha fazla bir yük edinmesine neden olmuş ve bu sebeple de daha sade bir yaşam ve sağlıklı bir mental güç isteği  doğmuştur. Yaşanan bu durumlar minimalizmi günümüzün en popüler yaşam felsefesi haline getirmiştir.

Hayatınızdaki Fazlalıklardan Kurtulun

Minimalizm yaşam felsefesini az eşya ile yaşamak olarak görmek oldukça yüzeysel kalacak bir tanımlama olacaktır.Bu felsefeye uygun yaşamak kalabalık ve yorucu yaşam tarzından uzaklaşmak fazla insandan, gereksiz alışkanlıklardan,beynimizi yoran ve bizi yıpratan düşüncelerden arındırmayı  gerektiren ve insanın daha az şeye sahip olup,sadece bu az şeyler için kaygı duymasını öngörmektir. Platon’un şu sözü minimalist yaşam tarzını çok iyi tanımlar:

“Önemli olan hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.”

Sadeleşme sizi yoran tüm kavramlardan ve sonrasında nesnelerden kurtulmak ile başlar. Sadeliğin ve nesnelliğin anlam kazandığı minimalizm akımı, günümüz tüketim toplumuna güçlü bir nefes olacak şekilde altın çağını yaşamaktadır..

Evinde yalnızca bir Einstein tablosu, bir lamba, sandalye ve bir de yatak olan Apple’ın kurucusu Steve Jobs, iş hayatından özel yaşamına minimalizmi benimsemiş en ünlü isimlerden biriydi. Tasarımlarında minimalizmin etkisini güçlü bir şekilde yansıtan Steve Jobs, gerçek bir “karmaşıklık”ları basitleştirme ustasıydı.

Unutma, Az Çoktur!

Minimalist yaşamın en birincil tanımı ile abartmamak ve israf kavramından uzaklaşmak, şükretmek ve yetinmeyi öğrenmekle yola çıkılabilir. Maddi ve manevi bütün fazlalıklardan arınmak sizi tüketim odaklı bir hayat sürmekten kurtaracaktır. Dünyayı güzelleştirmek için bir şeyler yapmak, ailenize ve dostlarınıza daha fazla zaman ayırabilmek adına zihninizde ve  yaşantınızda engel teşkil eden  soyut yada somut tüm nesnelerden arınmanız gerekmektedir. Aşırı kavramının olduğu hiçbir şey aslında insanı mutlu etmez ve uzun vadede çok daha büyük kırılımlar ve bunalımları tetikleyebilir. Less is more / Az çoktur” sözünü mutlaka duymuşsunuzdur. Aslında minimalizmin özeti de budur. Asıl zenginlik az da gizlidir. Azın size kattıkları, yormadan ve yorulmadan ulaşabildiğiniz farkındalık çok ama çok daha değerlidir. Diyelim ki şimdiye kadar böyle bir hayat sürmediniz, süremediniz. Ama şunu bilmelisiniz ki hiçbir şey için geç kalmış değilsiniz. Belki minimalizmi bir yaşam felsefesi olarak benimsediğinizde elde edeceğiniz kazanımları bilmeniz gerekmektedir.

Stresten uzak ve fazlalıklardan arınmış olmak daha iyi bir sosyal çevre ve daha sağlıklı iletişimi size sunacaktır. Böylelikle en önemliler hayatınızda kalacak diğerleri ise doğrudan çöpe gidecektir.

Karmaşık bir düzende belli bir konuya/ işe/ projeye odaklanmak zordur. Minimalistlerin özellikle girişimcilikte daha başarılı olduğu, risk alabildikleri bilinmektedir. Daha sade bir yaşam alanı ve çalışma ortamı odaklanmanızı arttıracak, konsantrasyonunuz sizin en güçlü motivasyonunuz haline gelecektir. Uzmanlar; özellikle odaklanma, konsantrasyon ve hafıza sorunu yaşayanlara bu tarz bir yaşam şeklini öneriyor. Sade, basit ve  karmaşadan uzak…

.Daha az bir tüketim ile aynı zamanda sağlıklı bir hayatın kapısını da aralayabilirsiniz. Özellikle son yıllarda daha da yaygınlaşan Wellbeing kavramı ile spor, meditasyon ve sağlıklı beslenme programlarının sadece fiziksel bir gereklilik değil ruhsal sağlığınız için güçlü tamamlayıcılar olduğunu da fark edeceksiniz.

Bedeniniz işledikçe zihniniz de berraklaşacak. Küçük şeylerden mutlu olacak ,daha fazla üretip daha az tüketeceksiniz.

Minimal Yaşam Alanları Kurgulayın

Yaşam alanlarınızı gözden geçirin. Aşırı ve yoğun bir dekorasyon içerisinde hissettikleriniz ile sade, kendi içinde ahenkli bir alanda hissettiklerinizi düşünün. Bu birbirinden farklı iki konseptin size hissettirdikleri asla ama asla aynı şeyler olmayacaktır. Fazlalıkların bulunduğu bir alanda temizlik yapmak ve bu alanı düzenlemek sizi daha çok yoracak, zaman kaybetmenize neden olacak, aradığınız bir şeyi bulmak çok daha zor bir hale gelecektir. Bu sebeple yaşam kalitenizi düşürmeyen ve vaktinizi çalmayan bir yaşam alanı kurgusu; sizin daha temiz bir zihinde kalmanızı sağlayacaktır.

Burada en önemli olgu az ve sade kavramının kendi içinde size sunacağı fonksiyonellik ve ergonominin güçlü bir cevap oluşturması. Gerçek ihtiyaçlar ve bu ihtiyaçların doğru çözümleri, gerçek istekler ve bu istekleri karşılayan nesnelerin yanınızda olması sadeleşmenin dekorasyondaki en önemli kriterini oluşturmaktadır. Çünkü sadece ihtiyacınız olan şeylere sahip olmanın keyfini yaşarsanız. Anı yaşamanın nasıl bir şey olduğunu öğrenir, sizi tüketen sorunlardan kurtulmanın, üzerinizde yaratacağı o mükemmel etkiyi görürsünüz. Minimalist yaşamın evde birkaç parça eşyayla yaşamak anlamına gelmediğini fark eder; bunun, gereksiz olan her şeyden kurtularak hayatı gerçekten önem taşıyan şeylerle dolu dolu geçirmeyi ifade ettiğini anlarsınız. Nesnelerin, eşyaların düşüncelerin ve de insanların sizi yormasına izin vermeyin. Sadeleşmek, bütün fazlalıklardan arınmak, size ve ruhunuza çok iyi gelecek ve daha sağlıklı bir zihin ile kararlarınızı vermenize yardımcı olacaktır.

‘’Minimalizm, özgürlüğü bulmanıza yardımcı olabilecek bir araçtır. Korkudan kurtulma. Endişeden kurtulma. Bunalımdan kurtulma. Suçluluktan kurtulma. Depresyondan kurtulma. Hayatımızı inşa ettiğimiz tüketim kültürünün tuzaklarından kurtulma özgürlüğü. Gerçek özgürlük.’’

Minimalizm, bizim için neyin gerekli olduğunu bulmak ve bizi ondan uzaklaştıran her şeyi ortadan kaldırmakla ilgilidir. Ancak bireysel minimalist yaşam tarzları arasındaki benzerlikler, bireysel değerler, bireysel öncelikler ve kişisel kararlarla ilgili olduğu için burada kişiye göre değişkenlik arz etmektedir. Minimalizmle ilgileniyorsanız,önce kendi yolunuzu bulmanız ,ilham almanız ve sonrasında ona göre yaşamınızı kurgulamanız gerekiyor.

Tek amaç, sizin ve sadece sizin için önemli olanı bulmak ve dikkat dağınıklığı yaratacak detayları en aza indirmek veya ortadan kaldırmaktır. Esasa odaklanmak, sizi neyin mutlu ettiğini, neyin önemli olduğunu ve neyin olmadığını, hem evinizde hem de yaşamınızda bulmak. Sade bir hayat yaşayabiliriz. Sade bir hayat demek maddi olarak değer arz eden nesnelere sahip olmanın yanlış bir şey olduğu anlamına gelmez. Asıl sorun, bu eşyalara atadığımız gereğinden fazla anlam. Eşyalarımıza çok fazla anlam verme eğiliminde olmamız, genellikle sağlığımızdan, ilişkilerimizden, tutkularımızdan, kişisel gelişimimizden ve kendimizin ötesine katkıda bulunma arzumuzdan vazgeçmemize neden oluyor. Ev almak, araba almak yada güçlü yatırımlar yapmak.. Bunlardan asla vazgeçmeniz gerekmiyor elbette. Minimalizm, bu kararları daha sağlıklı ve daha bilinçli bir şekilde vermenizi sağlar.

Özünüzü Keşfedin!

Minimalizm içsel bir yolculuktur. Sizi gerçekten neyin mutlu ettiğini veya bu mutluluğun temellerinin ne olduğunu bulmak, göründüğünden daha zordur elbette. Çoğumuzun fiziksel çevresiyle ilgilenmesinin nedeni de budur aslında. çünkü insanoğlu aradığı mutluluğu bulabilmek için somut nesnelerle uğraşır. Ve eğer siz de hayatınızda çok fazla şey olduğunu hissediyorsanız, bu iyi bir başlangıçtır.

Öncelikle, çevrenizin, evinizin ve eşyalarınızın uyumunu düşünmelisiniz. Ahenk ve dinginlik sizin aslında gerçekten neye ihtiyacınız olduğunu söyleyecektir. Yaşadığınız alanın içindeki sadelik ve düzen hayatınızın diğer yanlarını da güçlü bir şekilde etkileyecektir.

Gerçek İhtiyaçlarınıza Odaklanın

Daha fazla huzur tamamen odaklanma ile ilgili bir durumdur. Düzenli ve sakin bir yaşam alanı, gerçekten istediğiniz, işe yarayan ve ihtiyacınız olan şeylerin yanınızda olduğunu bilmek, odaklanmanızı ve anda kalmanızı sağlayacaktır. Size temiz ve esenlik dolu bir zihin sunacaktır

Çünkü maddi karşılığı olan her nesneye tutunmak insan beyninde büyük stresler yaratır. Onları kaybetmekten ve onların zarar görmesinden endişe duyarız. Endişe yaratan her düşünce, zihninizi büyük bir karmaşanın içinde tutar. Hayatınızı basitleştirerek, daha kullanışlı, daha sade, daha siz odaklı ürünler tercih etmek ve yaşam alanlarınıza bu ürünlerle kurgulamak bu ürünlere olan kaygı ve korku dolu bağlılığınızı kıracak sadece neyi gerçekten istediğinize işte o zaman odaklanabileceksiniz.

Yaşam tarzı olarak minimalizm ile minimalist estetik arasında bir fark vardır. Birbirlerine bağımlı olmaları da gerekmez. Minimalist biri olabilirsiniz, renkli kıyafetler tercih edebilir aynı zamanda beyaz, sakin çizgiler barındıran, boş alanları tanımlı olan, minimal iç mekanları sevebilirsiniz.

Evinizi ve Zihninizi Sadeleştirin

Öncelikle mutlu aile üyelerinin olduğu kahkaha dolu bir ortam, iyi arkadaşlar ve pozitif enerji dolu bir eve sahip olmak kim istemez. Sıcacık sohbetler için bolca yer bulunan şık ve temiz bir eve sahip olmak isteriz aslında. Evinizin gerçek bir bahar temizliğine ihtiyacı vardır. Aslında bu temizliğe ihtiyacınız olmayan, yıllardır kullanmadığınız eşyalardan kurtulmak ile başlayabilirsiniz. Sizi iyi hissettirmeyen ama yıllardır orda durmasına izin verdiğiniz o eşyaları, hediyeleri yaşam alanınızdan uzak tutmalısınız. Kırık eşyalardan, kurumuş çiçeklerden yaşam enerjinizi sömüren, negatif enerji veren parçalardan yaşam alanlarınızı arındırmalısınız. Yıpranmış havlu ve kıyafetler de enerjinizi sömürecek diğer parçalar arasında, eski kitaplarınızı yada defalarca izlediğiniz filmleri başkalarıyla paşlaşarak kendi yaşam alanınızdan çıkarmanız hem size iyi hissettirecek hem de sadeleşmenize yardımcı olacak.

Burada her şeyin yerine yenisini koymak gibi bir amaç yoktur. Var olanı en iyi şekilde korumak koruyabilmek için yer açmak ve sizin daha iyi hissetmenizi sağlayacak bir arınma hissini deneyimlemenizi sağlayacaktır. Yaşam alanlarınızı sadeleştirmenin  özünde daha spesifik, daha içinize sinen, daha az eşya ile daha çok şükretmenizi gerektiren bir olgu vardır.

Yüzeysellik katmanlarını soyduğunuzda, basit, otantik çekirdeğin daha güzel ve karmaşık olduğunu fark etmeye başlayacaksınız. Gerçek amaç nesnelerden, fikirlerden tüm bunların yarattığı yorgunluktan kurtulmak ve yaşadığımız dünyada gerçek güzelliği ve özgürlüğü bulmak. Sizi ağırlaştıran yüklerinizden kurtulduğunuzda çok daha rahat nefes almaya başlayacak, gerçekten yaşadığınızı hissederek “azlığın aslında çokluk olduğunu” keşfedeceksiniz.

 

Blog

İlham Veren Bahar Çiçekleri

Doğa uyanıyor. Kışı geride bırakırken hemen hemen hepimizin içini saran o tatlı bahar heyecanı kapıyı çaldı. Kuş cıvıltıları, yeşeren ağaçlar, güneşli sabahlar ve tabiki mis gibi kokan rengarenk çiçekler! Bu bahar kendinizi doğayla birlikte yenileyerek evinize baharın pozitif enerjisini getirmeye ne dersiniz? Sizi yağmurdan sonra açan güneş ve havada toprak kokusuyla uzun bir doğa yürüyüşüne çıkmaya davet ediyoruz. İlhamımız ise çiçekler!

1-KIŞ MUCİZESİ KARDELEN

Daha karlar erimeden altında filizlenen kardelen , karların içinden çıkarak baharı müjdeler. Baharda açan ilk çiçek olarak bilinir. Kardelen sabrı ve fedakarlığı temsil eder. Aynı zamanda saflık ve umudu. Bembeyaz karların içinde açan bembeyaz çiçeklerden ilham alarak bembeyaz bir başlangıca ne dersiniz? Bu bahara geçmişte canımızı sıkan, keyfimizi kaçıran her şeyi affederek temiz bir sayfayla başlayalım. Evimize, yaşam alanlarımıza bu enerjiyi davet ederek yola koyulabiliriz.
Beyaz duvarlar ve beyaz koltuklar başta gözünüzü korkutabilir belki ama doğal ahşap tonlarıyla birlikte kullanıldığında sıcacık bir ambiyans yakalamak mümkündür! Beyaz rengi sadeliği ve dinginliğiyle sizi rahatlatmasının yanısıra tamamlayıcı aksesuarlarınızdaki küçük yeniliklerle havanızı kolaylıkla değiştirmenize olanak verir. Hasır sepetler, seramik aksesuarlar, jüt halılar ve hasır duvar tabaklarıyla zenginleştirebileceğiniz dekorasyonunuza ekleyeceğiniz en önemli parçalardan biri ise kesinlikle canlı bitkiler. Canlı bitkiler baharın enerjisinde aradığınız o tazelik hissini bir anda evinize getirmekle kalmayıp aynı zamanda fiziksel sağlığınız içinde olumlu etkiler taşırlar.

 

2-UMUDUN IŞIĞI MİMOZA

2. Dünya Savaşı sonrası hayata dair yeni umut ışığı arayan İtalyanlar Kadınları toplumun yeniden inşa edilmesinin Kadın Dayanışması ile olacağına karar verirler ve bunu sembolize edecek bir çiçek arayışına girerler.

Önerilen birçok çiçek türü arasından seçilen Mimoza göz alıcı sarı rengi ile mutluluk vererek savaşta kaybolan moralin ve neşenin tekrar yeşermesini sembolize etmektedir. Mimozanın seçilmesinin bir diğer nedeni ise yapıları itibari ile ne kadar kırılgan ve naif olsalar da aslında güçlü bir karakterinin olması ve özellikle soğuğa ve hava olaylarına karşı olan dirençli yapısının bulunmasıdır. Mart ayında çiçeklenen Mimozalar aynı zamanda Dünya Kadınlar Gününü de temsil eder .Prens adalarında da mart ayında açan mimozalar İstanbul için de baharın habercisi ve umudun ışığı olmaktadır. Mimoza çiçeklerinin keyifli aile yemeklerinize ve sohbetlerinize neşe katmasını isterseniz yemek takımlarınızda yada kahve fincanlarınızda tercih edebilirsiniz.

3- MASUMİYETİN SİMGESİ PAPATYA

Gözümüzün alabildiğincesini kaplayan uçsuz bucaksız kırlardaki papatyalar, baharın en güzel yanlarından biri olabilir. Papatyalardan yapılan taçlar, seviyor sevmiyor heyecanıyla bakılan papatya falları veya kendinizi ödüllendireceğiniz keyifli bir kır pikniği… Bunlar baharın tadını çıkarmak için harika aktivitelerden sadece bazıları. Bu kır gezintisinden ilham alarak evinize papatyaların enerjisini taşımak isterseniz , evinizde kullandığınız düz renkli bir kırlent kılıfına punch iğnesi ile papatyalar işleyebilirsiniz. Yada topladığınız papatyaları bir kitap arasında kurutarak iki pleksi arasına sabitleyerek duvarınızda ölümsüzleştirebilirsiniz.

 

 

Papatyaların aynı zamanda mikrop öldürücü, tansiyon düzenleyici ve sakinleştirici etkisi bulunmaktadır. Eğer uyku probleminiz varsa akşamları içeceğiniz bir fincan papatya çayıyla uykunuzu düzene sokabilirsiniz. Aynı zamanda kozmetik sektöründe de sıkça kullanılan papatyanın cilt için de faydaları bulunmaktadır.

     

4- ÇİNİ SANATININ GÖZDESİ LALE

Şarkılara , edebi eserlere konu olan lale baharın en renkli habercilerinden birisidir. Özellikle İstanbul için Lalenin anlamı büyüktür çünkü nisan ayı boyunca düzenlenen festivallerde şehrin birçok yeri ve boğazdaki korular lalelerle kaplanır. Çini sanatında da pek çok motifde kullanılan lale naifliği ile de ilham vericidir. Bu zarif çiçekden ilham alarak kıvrımlı formlardaki mobilya ve aksesuarlarla evinize yeni bir soluk getirebilirsiniz. Lale motiflerinin bulunduğu çini seramik vazolar, objelerle evinizde bu sanata yer açabilirsiniz. Çini karoları ayna veya sehpa gibi tamamlayıcı parçalarda kullanarak ise modernize bir etki yaratabilirsiniz.

5-KAVUŞAMAYAN AŞKLARIN ÇİÇEĞİ GELİNCİK

Gelincik çiçeği koyu kırmızı rengiyle bahar aylarında kırlarda karışımıza çıkar. Kavuşamayan aşkların çiçeği olarak da bilinen gelincik çiçeğinin birçok faydası bulunmaktadır. Hatta Romalılar döneminde kara sevdaya düşenlerin bile aşk acısını hafifleteceğine inanarak içtikleri bilinir.. Alternatif tıpta da kullanılan gelincik, içeriğinde bulunan kalsiyum , magnezyum ve çinko sayesinde cilt ve saç sağlığı için oldukça besleyicidir. Cilde ve saçlara canlı , parlak bir görünüm katarken aynı zamanda saçların daha sağlıklı uzamasına yardımcı olur. Bu narin ve kırmızı renkli çiçek evinize baharın sıcaklığını getirmek için harika bir ilham kaynağı olabilir. Duvar kağıdı olarak tercih edebileceğiniz gibi kırlent, masa örtüsü gibi tekstil ürünlerinde de kullanabilirsiniz.

 

6- MOR SALKIM (WISTERIA)

Mor salkım yalnız görüntüsü ile değil kokusuyla da baş döndürücü bir güzelliğe sahiptir. Nisan ayında çiçeklenerek bina cephelerinde, bahçelerde, kamelyaların üzerini kaplayarak adeta bir görsel şölen oluşturur. Mor salkımlar özellikle son zamanlarda da oldukça trend olan lilamsı rengiyle eviniz için harika bir ilham kaynağıdır. Lila renk psikolojisinde yaratıcılık ve romantizmle ilişkilendirilir aynı zamanda duygusal enerjisi yüksek bir renktir. Bu rengi duvarlarınızda, mobilyalarınızda veya mum , kırlent gibi dekoratif objelerde kullanarak bahar enerjisini evinize taşıyabilirsiniz. Mor salkımdan aynı zamanda sıcak günlerde içinizi ferahlatacak bir içecek hazırlamaya ne dersiniz? Suyun içinde bir gün beklettikten sonra tadını ve kokusunu salan çiçekleri aynı limonata yapar gibi şekerle karıştırarak harika bir yaz kokteyli hazırlayabilirsiniz.

Blog

2022 İç Mekan Dekorasyon Trendleri

2022’de-küresel salgında üçüncü yılımızda- iç tasarım trendleri bizi duygusal olarak rahat hissettirmeye odaklanacak. Bu dönemde, evlerimizin sadece ruh halimiz üzerinde değil, genel sağlığımız ve refahımız üzerindeki doğrudan etkisini gösteren daha fazla araştırma yapıldı. Sıcaklık, rahatlık ve ferahlık mekanda en çok talep edilen kavramlar… Antik Çin sanatı Feng Shui ve Japonların kusurları kucaklayan felsefesi Wabi Sabi başta olmak üzere birçok akımdan esinlenilerek oluşturulan formlar, desenler ve doğal renk paletleri evleri kucaklıyor. Yumuşak ve kıvrımlı şekiller , dokular ve doğadan ilham alan yüzeyler, 2022 için ön plana çıkacak trendlerin başında geliyor.

1) Şık Çikolata Tonları

Bu yıl özellikle zengin çikolatalı kahverengilerin daha açık deve tüyü ve karamel tonlarını kucakladığını görüyoruz. Bu sıcak tonlar daha misafirperver görünür ve grilerin aşırı doygunluğuna bir tepkidir. Gri renk şemaları modern görünümler için popüler olsa da bu yıl daha cesur ve dramatik renkler sahnede olacak. Nötr griler gözden düşerek on yıllık popülaritesinin sonuna yaklaşıyor. Konyaktan ambere 2022’de dünyevi kahverengilerin geri dönüşü başlıyor.

2) Maksimalizm Harikası

Eğilimler her zaman döngüsel olarak gelir ve genellikle zıt yönlerde ilerler. Minimalizm o kadar uzun zamandır popülerdi ki, maksimalizm geri dönüş yapıyor. Işıltılı avizeler, duvar kâğıtları, antika eşyalar, kadife çiçekler, el yapımı halılar gibi birçok kendine has ve dikkat çekici nesneyi kucaklamaya hazır olun.

3) Kişiselleştirilmiş Alanlar

Son birkaç yıldır aile üyeleriyle veya ev arkadaşlarıyla karantinaya alınmak bize mahremiyetin önemini öğretti. Evde özel bir alan yaratmak, sessiz anlar için zaman ayırmaya yardımcı olabilir. Meditasyon köşeleri, yüzen sanat duvarları, asılı perdeler ve daha fazlası bu mahremiyet ve huzur duygusunu sağlayabilir.
Her evin, kendimizi şarj etmek için geri çekilebileceğimiz sessiz bir odaya sahip olması gerekir. 2022’de insanların evden çalışma ile ofise gitme arasında bölündüğü bir karma çalışma senaryosunu göreceğiz.
Bu durum bize her iki yerde de sağlam bir şekilde kök salmadığımızı hissettiriyor. Sessiz oda, bizi topraklamaya ve maksimum performansımızda çalışmaya devam etmemize olanak sağlayacaktır. Okumak, çizmek, düşünmek veya sadece hareketsiz kalmak için sessizce kendimize zaman ayırabileceğiniz bir alan veya oda. Bu, ailemiz için daha kaliteli zaman geçirmeye ve tam potansiyelimize ulaşmaya fırsat tanıyan sağlıklı ve güçlü bir uygulamadır. Gelecek yıl, alanlarımız, duygularımız ve refahımız üzerinde daha derin bir farkındalık yaratacak. Sahibinin çıkarları, hobileri ve zevkleri ile kişiliği ve kişisel bağları olan daha fazla alan göreceğiz.
4) Meditasyon Kuytuları
Evin herhangi bir köşesi sakin bir meditasyon köşesine dönüştürülebilir. Uzun bir iş gününden sonra gevşemek ya da sabahları insanlarla etkileşime girmeden önce biraz yalnız zaman geçirmek için… Bir odanın köşesinde rahat bir sığınak oluşturmak için, yumuşak zemin yastıkları, heyecan verici sanat eserleri, küçük bir yan sehpa ve renkli bir halı gibi rahatlatıcı ama canlandırıcı dekor unsurları birleştirilebilir. Bir pencerenin yakınında bir köşe bulabilirseniz, bu daha da iyi hissettirecek.

5) Cesur ve Farklı

2022’de daha koyu, daha doygun renkler her yerde olacak. Zengin espresso ve kayrak kaplamalarla eşleştirilmiş cesur maviler ya da parlak sitrin duvar kaplamaları ile cesur kumaşları denemeye hazır olun. İnsanlar evde daha fazla eğlenmek istiyorlar ve yıllardır gördüğümüzden daha cesur renk, desen ve dekoratif unsur kombinasyonlarını kullanmaya istekliler. Dekoratif süslemeler gibi küçük ayrıntıların bile bir odaya karakter kattığı, coşkulu ama sofistike iç mekanlar yükselişe geçiyor.

6) Yuvarlak Şekiller

Farklı şekiller farklı temalara ve titreşimlere katkıda bulunur. Önümüzdeki yıl mobilya, aydınlatma ve ev dekorasyonunda yuvarlak şekilleri daha çok göreceğiz. Yuvarlak, organik şekiller bir tasarıma yumuşaklık, ortama da daha yatıştırıcı bir hava kazandırır.

7) Heykelsi ve Kavisli Mobilyalar

Kavisli bir form bilinçaltında güvenli, arkadaş canlısı ve misafirperver olarak okunur. Bu yumuşak şekiller 2022’de mimaride olduğu kadar mobilyada da büyük bir trend olacak. Doğa ve kültürün mükemmel birleşimi heykelsi mobilyalar cesur görünümleriyle mekana daha fazla kişilik kazandırıyor. Artık insanlar her zamankinden daha fazla stil anlayışlarını ön plana çıkaran ifade mobilyalarını ve dekorlarını seçerek kişiliklerini yaşam alanlarına taşıyorlar. Göz alıcı kanepeler, dikkat çekici sehpalar ve sanat eserleri hassasiyetinde hazırlanmış dekor parçaları görmeye hazır olun. Duvarlardan dolaplara, kanepelerden yemek sandalyelerinin detaylarına kadar, açısal mobilya çizgisi yumuşuyor.

8) Doğadan İlham Alan İç Mekanlar

Ev sahipleri doğayı içeriye davet etmenin daha fazla yolunu bulmaya çalışıyor. Artık insanlar açık havada olmanın önemini benimsediklerine göre, yaşam alanlarına bunu nasıl entegre edeceklerini deniyorlar. En basit yaklaşım, ev dekorunda daha fazla yeşil tonu ve doğal malzeme kullanmak. Flora ve fauna desenli kumaşlar popülerlik kazanacak. Dekorasyona canlı bitkiler dahil edilerek doğa ile görsel bir bağlantı kurmaya vurgu yapılacak. Tüm bu dokunuşlar mekanda sakinlik duygusu oluşturacak.

9) Natürel Yüzeyler ve Nesneler

İçeride her zamankinden daha fazla zaman geçirmeye alışınca, hepimiz doğa ile olan bağlantımızı güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu aynı zamanda yüzeylerde yeniden canlanmaya ilham verdi. Organik maddelerin ham, gözenekli, kusurlu doğası derinlik ve ruh katarken, aynı zamanda dış mekanın sakinleştirici atmosferini taklit eder. Doğaya geri dönüş zeytinden Güney manolyalarına kadar evdeki büyük ağaçlara da ilgi uyandırdı. El yapımı toprak saksılar sanatı evlerimize taşıdığımız nesneler olarak kendine yer buldu. Malzeme odaklı uygulamalar ile ahşap, taş ve kil gibi unsurlar mekana hayat veriyor. .

10) İç Mekanda Bahçe Esintisi

Açık havada daha fazla zaman geçirme isteği ve ihtiyacı devam ettikçe mobilyalar da daha sofistike hale geliyor. Balkon, teras, kış bahçesi ve verandalarımız iç dekorumuzun gerçek uzantıları olacak. Çalışmak, dinlenmek ya da okumak için özelleşmiş ve tasarlanmış mekanlar…

11) Siyah Aksamlar

2022’de tüm ev aksamları için görülecek renk siyahtır. Siyah pencere çerçeveleri, süslemeler, kapı ve dolap donanımları, musluklar ve detayları göreceğiz. Siyah genellikle şık ve modern görünümlüdür. Ayrıca, diğer birçok renkle eşleşir, bu da onu kolay bir seçim yapar.

12) Malzemeleri ve Stilleri Karıştırma

Herkes gibi olmayan benzersiz şeylere sahip olma arzusu, mobilya tasarımında farklı malzemelerin bir arada kullanımına yol açıyor. Hepsi aynı parçada birleştirilen ahşap, metal ve taş elemanlı nesneler daha eşsiz ve özel hale geliyor.80’lerin sonlarını ve 90’ların başlarını anımsatan bir eğilim ortaya çıkıyor. İnceliklere dikkat etmek 2022’de önemli olacak. Vintage masif ahşap kollu bir sandalyenin çağdaş dekore edilmiş bir evi nasıl dengeleyebileceği, sıcaklık ve davetkarlık katarak mekanı harekete geçirebileceği gibi.

13) Vintage ve Sürdürülebilirlik

Tasarım açısından bakıldığında, vintage parçalar hikaye anlatımını etkileme gücüne sahiptir. Her alana dokunulabilir bir doku ve sıcaklık getirir. Ancak dekoratif eğilimlerinin yanı sıra, bu nadir antikalar şık bir şekilde sürdürülebilirdir. Eskiyi, zarar görenleri, pürüzlüleri yeni bir şeye dönüştürerek, bir mekana zengin bir tarih ve ruh duygusu getirirken karbon ayak izimizi de azaltıyoruz. Sürdürülebilir kumaşlar ve malzemeler için de birçok yeni seçenek görmeye başlıyoruz. İnsanlar kişisel, kalıcı bir tarz geliştirmenin sadece güzel ve eşsiz değil, aynı zamanda çevre için de iyi olduğunu anlayacaklar.

14) 1970’lerin Dekor İlhamı

Yetmişli yılların dekoru ve renkleri geri döndü. Daha fazla pişmiş toprak, adaçayı ve hardal renginin yanı sıra yüzyıl ortası stilinden etkilenmiş mobilyaları, dolaplarda ve masalarda mandal ayakları, tik ağacı tonları ve yüksek dokulu kumaşları göreceğiz.

15) Geleneğe Dönüş

2022’de geleneksel detayların büyük bir geri dönüş yaptığını görüyoruz. Son birkaç yılda dünya çapında bu kadar çok değişiklikle, giderek daha fazla insanın evlerinde rahatlık, zamansızlık ve hatta biraz nostalji duygusu istemesi şaşırtıcı değil. Desen karıştırma, etekli veya flanşlı mobilyalar, antika parçalar… Bu yeni stil köklerimizi hatırlatırken mekana da güven ve huzur katıyor. 2021’de yavaş yavaş ortaya çıkan ‘grandmillennial’ görünüm artık daha yaygın hale geldi. Ancak, büyükanne ve büyükbabalarımızın iç mekanlarından farklı olarak, duvar kağıtları, saçak ve metal boru detayları çağdaş formlu yumuşak mobilyalar ile buluşuyor. Konforu, şıklığı ve yaşam kolaylığı ile tanınan İngiliz Country tarzı Le Style Anglais geri dönüyor.

16) Renkli Pencereler

2022’de, özellikle perdelerde çok fazla renk ve desen göreceğiz. Odanın mücevherleri ve gerçek etki yaratıcısı perdeler iç mekan tasarımında önemli bir rol oynarlar. Perdelerde iki ila üç renk patlaması olan desenler gelecek yıl tasarımda güçlü bir rol oynayacak.

17) Very Peri

Pantone kısa süre önce 2022 Yılın Rengi olarak “Very Peri” tonunu duyurdu. Mor-kırmızı bir alt tonu olan cesur bir mavi gölgenin mobilyadan dekora kadar her şeyde görünmesini bekleyebilirsiniz. Very Peri, cesur yaratıcılığı ve yaratıcı ifadeyi teşvik ederek neşeli bir tutum ve dinamik bir varlık sergiliyor.

18) Duvar Kağıdı

Donuk ve sessiz renklerin yılları, yüzümüze bir gülümseme getiren parlak, neşeli renklere yol açtı. Bu yıl nötrlerden uzaklaşarak daha canlı renk ve cesur desenler göreceğiz. Duvar kağıdı, iç mekanlarda baskın bir unsur olmaya devam ederken sizi saran ve kozalayan alanlar yaratmak için güçlü desenler ve daha dokulu malzemeler öne çıkacak. Özellikle duvar kağıtlarında kullanımı artan çiçek motifleri insanların neşe arayışına cevap oluyor.

19) Evcil Hayvan Dostu Mobilyalar

Çoğu insan evcil hayvanlarını ailelerinin bir parçası olarak görür. “Barkitecture” tasarım trendi, evcil hayvanlara, mevcut dekorunuzla uyumlu olan rahat bir şeyler sunuyor.

20) 3D Sanat

“2022’de 3D sanata doğru bir yönelim göreceğiz. İnsanlar evlerinde daha fazla zaman geçirmeye devam ettikçe düz duvarlara kapris, entrika ve hayat katmak istiyorlar. Duvardan çıkan ve farklı şekillerde yapılandırılabilen herhangi bir sanat bu yıl çok popüler olacak.

Blog

Evinizi Yeni Yıla Hazırlayın!

Yepyeni başlangıçların, sağlığın, sevginin, neşenin ve aşkın kutlanacağı bir yıl herkesi ortak bir duyguda bir araya getiriyor.
Yılbaşının yaklaştığı bu günlerde, evinde dekorasyon değişikliği yapmak isteyen ve farklı bir dizayn ile yeni yıla girmek isteyen ev sahiplerinin aklındaki soru işareti nasıl bir yol izlemeleri gerektiği oluyor. Geleneksel yılbaşı dekorasyonlarını uygulamak ya da daha önce hiç denenmemiş trendleri hayata geçirmek için hazırladığımız önerilere göz gezdirebilirsiniz.

İskandinav Tarzı Yılbaşı Dekorasyon Fikirleri

Soğuğu estetikle şüphesiz en güzel harmanlayan dekorasyon tarzı olan İskandinav, kış mevsiminde ve özellikle yılbaşı yaklaşırken ilk başvurulan ilham kaynağı oluyor. Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz ‘Hygge’ kavramı evlere sıcaklık getirmek amacıyla tüm İskandinav dekorasyonlarının alt metnini oluştururken, şık ve rafine yorumlanan ürünler evlerimize renk katıyor.

 

Yeni bir yılı karşılamak üzere olduğumuz bu günlerde mekanlarda yapılacak ufak değişiklikler yeni başlangıçları sembolize etmenin ve mevcut enerjimizi yenilemenin en güzel yolu. Yeni yıl ruhunun coşkusunu yansıtan dekorasyon ipuçları ile İskandinav tarzının inceliklerini mekanlara taşımak oldukça keyifli olacaktır.

İskandinav tarzı için beyaz ve gümüş renkleri ile yılbaşı ağacınızı beyaz seçebilir ya da kar spreyi kullanabilirsiniz. Mumlar, ahşap ve minimal dekoratif objeler ile yemek masanızı hazırlayabilirsiniz.

Yeni yıl dekorasyonunu denince akla her zaman ilk olarak yılbaşı ağacı geliyor. Beyaz ve gümüş süslemeler ile dekore edilmiş bir ağaç, mekana aydınlık ve ışıltılı bir hava vermek için güzel bir tercih olacaktır.

Çoğunlukla çelenk formunda kapılara asılan bir süs olan çelenk, antik Roma’dan kaldığına inanılan ve sonsuz yaşam döngüsünü sembolize eden bir dekor. Kapılar haricinde duvarlarda da kullanılan bu çelenkler, çam gibi kolay bozulmayan bitkilerden hazırlanıyor ve süsleniyor.

Amerikan Tarzı Yılbaşı Dekorasyon Fikirleri size daha samimi geliyorsa aşağıdaki fikirlerden faydalanarak istediğiniz atmosferi oluşturabilirsiniz;

Yılbaşı süslemelerinin yıllardır geleneksel yılbaşı renkleri olan kırmızı ve yeşili birlikte kullanarak çam ağacını, şömine, ayna ve kapıları süsleyerek evinizde neşeli, renkli bir görünüm ile yılbaşı kutlamalarında klasikten vazgeçmeyerek harika bir dekor sağlayabilirsiniz.

Yeni yıl denilince akla ilk gelen renkler kırmızı ve yeşil ve gold tonlarından oluşan klasikleşmiş bir kombinasyon… Gelenekselleşmiş yeni yıl renklerini yaşam alanlarınıza ekose desenli bir berjer, kırmızı sandalyeler eşliğinde kütük bir masa ile adapte edebilirsiniz..

Masanınız üzerinde mumlar ,çam dallarından oluşturulmuş masa süsleri…

Kırmızı koltuk örtüleri, yeşil aksesuarlar, gold aksesuar detayları, çam ağaçlarının arasında gezinirken topladığınız doğal kozalaklar yeni yıl ruhunu yansıtmak için oldukça yeterli…

Yılbaşı ağacınızın üzerine asacağınız kırmızı süsler, ağacın altına koyacağınız hediye paketleri, dileklerin olduğu küçük zarflar, çocuğunuzla hazırladığınız el yapımı ufak dekorlarla yeniyıl ruhunu evinizde hissedebilirsiniz.

 

 

Blog

Güne Zinde Başlamak İçin Uyku Alanı Tasarımı

İyi Bir Uyku İçin Neler Gerekir ?

 

Güzel bir güne başlamanın ilk adımı sağlıklı bir uykudur. Günde en az 8 saatimizi bir odanın içerisinde geçiriyoruz. Yatak odaları “pasif kullanım alanı” olduğu için evin en çok kullanılan yerlerinden biri olduğunun farkında olmayabiliyoruz. Bunun sebebi belki de yatak odalarımızı yaşam alanı olarak görmememizden kaynaklıdır. Halbuki derin ve sağlıklı bir uyku için uyuduğunuz mekanın kalitesi çok önemlidir. Mekan sayesinde hem derin bir uykuya dalmanız kolaylaşır hem de uyku kaliteniz artar. Bu blog yazısında okuyacağınız başlıklardaki ipuçlarıyla yatak odanızın kalitesini arttırabilmeniz mümkün. Hadi gelin bu başlıklara bir göz atalım.

 

Yatak Odası Yerleşimi Nasıl Olmalı ?

 

Günümüzün önemli bir bölümünü yatak odamızda geçirdiğimizi düşünürsek yatak odası yerleşiminin ne kadar önemli olduğunu unutmamamız gerekir. Yatağın ve diğer mobilyaların konumu uyku kalitemize etki edeceği için dikkat edeceğiniz en önemli konu uyku kalitenizi maksimum seviyede tutmak olmalıdır. Bunun yanında odayı en iyi şekilde kullanmalı ve estetik olarak doğru tasarım elde edilmelidir.

Yatak odası, günün ilk ışıklarını almak ve erken kalkmak adına evin güneş alan cephesinden seçilebilir. Yine de odanın çok fazla ışık almaması en uygunu olacaktır. Günün ilk ışıklarıyla uyanmak istemiyorsanız kalın ve ışık geçirmeyen perdeler kullanmanızda fayda olacaktır.

Yatak odanızın konumu evin diğer odalarına özellikle mutfağa uzak kalmalıdır. Banyoya ise yakın konumlandırılmalıdır.

Yatak odanız için mobilya seçmeden önce odanızın ölçülerini alarak bir plan yerleşimi yapmanızı öneririz. Kabataslak yapılan plan yerleşimi alışveriş esnasında çok işinize yarayacaktır. Böylelikle odanıza uygun ölçülerde mobilya seçimi yapabileceksiniz. Mobilyalar eve geldiğinde ölçüye göre seçim yaptığınız için hayal kırıklığı yaşamayacaksınız.

Yatağın duvar ve odada duruş pozisyonları, yatan kişinin kendini güvenli ve rahat hissetmesi için önemlidir. Kendinizi güvende hissetme ihtiyacında iseniz yatağınızı duvara dayayabilirsiniz.

Yatak civarında en az 60 cm, en uygun olarak da 75 cm boşluk bırakılmalıdır.

Çift kişilik yatağın sağında ve solunda komodin bulunmalıdır. Komodinlerin üzerinde de okuma ışığı için sarkıt ya da etajerlerin olması avantaj sağlayacaktır.

En ideal yatak konumu pencereye paralel olanıdır. Böylelikle ışık yan taraftan size vuracaktır. Yatağın tam pencere altına konulması güneşten aşırı etkilenmeye ve uyumaya devam etmek isteseniz bile uyuyamamanıza neden olacaktır.

Yataklar, yatak odaları için merkez konumundadır. Bu sebeple yatak, kapıdan girildiğinde görülecek bir konumda olmalıdır. Böylelikle tam merkeze yerleştirilmiş olduğu anlaşılabilir ve odanın en göze çarpan kısmı olan yatak başını vurgulayabilirsiniz. Bu durum yatak odasının daha modern görünmesini sağlayacak hem de kullanıcılar için daha konforlu olacaktır.

 

Mobilyaların Yerleşimi

 

Gardırop yatağa paralel durmalıdır. Çünkü dolap kapılarının açık olması durumunda yeterli hareket alanının kalması gerekir. Çok göze çarpan bir konumda olmaması önemlidir. Odanızın tam olarak güneş aldığı bir saatte güneşin en az vurduğu bir alana yerleştirmeniz göze çarpmasını engelleyecektir.

Yatak odalarında en azından bir boy aynası olmalıdır.

Eğer yatak odanızda boy aynası için yeriniz yoksa aynayı gardırop kapağında düşünebilirsiniz.

Çalışma bölümü için başka bir odada yeriniz yoksa yatak odanıza küçük bir çalışma alanı düşünebilirsiniz. İyi düşünülmüş bir çalışma alanı günlük hayatınızda size kolaylık sağlayacaktır. Bunun için yatak odanızı bölümlere ayırabilirsiniz. Yatak ucuna koyacağınız kitaplıkla yatak ve çalışma bölümünü birbirinden ayırabilirsiniz. Böylelikle küçük bir yatak odası içinde uyuma, çalışma ve oturma alanı oluşturabilirsiniz.

Daha fazla depolama alanına ihtiyacınız varsa duvarlarınıza raflar ve dolaplar düşünebilirsiniz. Böylelikle hem odanızın dekorasyonunu güçlendirmiş olacaksınız hem de fazladan depolama alanı kazanacaksınız. Rafları tavana yakın yerleştirdiğinizde odanızda yükseklik algısı oluşacaktır. Ayrıca, zemin alanından tasarruf ederek, rafların altını farklı amaçlar için kullanmanıza olanak tanır.

 

Halı Seçimi Nasıl Yapılmalı ?

Yatak odası dekorasyonundaki bir diğer önemli faktör de halı seçimidir. Halı mutlaka yatağın altında olacak şekilde konumlanmalıdır.

Halı komodinlerin ön tarafından 10-15 cm uzakta başlamalı, yatak ayakucundan ise, 45-50 cm kadar öne çıkmalıdır. Yatağın sağ ve solundan ayak mesafesi için ise 35-45 cm kadar dışarı çıkması ideal ölçüdür.

Yatak odanız çok geniş ise, halıyı yatak başından başlatabilirsiniz. Yatak ucunda puf, bench tarzı mobilya kullanılıyor ise, puf ve benchin 50 cm kadar önüne gelecek şekilde halınızı ayarlayabilirsiniz.

Yatak odası halı ölçüsü alırken halı ile duvar arasında en az 15-20 en fazla 45-50 cm mesafe bırakmalısınız. Böylelikle hem konforlu hem de alanı geniş gösteren bir yatak odasına sahip olmuş olursunuz.

Tek kişilik yatak odaları için yine halı yatağın altına konumlanmalıdır, burada halıyı enine yerleştirebilirsiniz. Duvara dayalı yatak için ise halı yatağın yanından başlayabilir.

Yatak Başı Dekorasyonu

 

Yatak odalarında odak noktası genellikle yatak başıdır. Odak noktası olan bu kısmı iyi dekore ettiğinizde odanın tasarımının çoğunluğunu tamamlamış sayılırsınız.  İşe yatak ve komodin seçimiyle başlayın. Yatak başının olduğu duvarda birçok tasarım yapmak mümkün. Öncelikle dekorasyonu hangi tarzda yapacağınızı kesinleştirmelisiniz. Unutmayın, oda size ait ve kendi zevkinize göre döşediğinizde odanızda vakit geçirmeyi daha çok seveceksiniz. Odanızın odak noktasını göz dolduracak hale getirmenin birçok yolu var. Birazda bunlardan bahsedelim:

Renk kullanmayı sevenlere önerimiz yatak başında güzel bir renk seçmeniz. Renk önerisi için bir sonraki başlığı inceleyebilirsiniz. Sadece renk kullanmak istemeyenler güzel bir duvar kağıdı seçimiyle de duvarlarını şenlendirebilirler.

Başka bir dekorasyon seçeneği ise duvarınızda çıtalara yer vermeniz. Çıtalarla istediğiniz geometrik deseni oluşturabilirsiniz.

Yatağın üzerine dekoratif tablolarla ya da dekoratif duvar panolarıyla hareket katabilirsiniz. Ayrıca yatak örtünüzde desenlere ve renklere yer verebilirsiniz. Yatağınızın üzerine koyacağınız dekoratif amaçlı çok sayıda yastıkla dekorasyonu doldurabilirsiniz.

Son olarak komodinlerin üzerine koyacağınız aydınlatmaların önemli etkisini unutmamak gerekir.

 

 

Renk Uyumuna Dikkat Edin

Uyku kalitesi ve odanın dekorasyonu için en önemli unsurlardan biri de kullanılan renklerdir. Renk ile mekanın ilk izlenimini oluşturabilirsiniz.  Uyku problemi yaşayan dekorasyon meraklıları için birkaç renk önerimiz var. Çözüme birlikte bakalım.

Kırık beyaz tonları; krem, fildişi, uçuk bej, içine hafifçe renk karışmış uçuk tonlar

Mor; kırmızının yüksek yaşam enerjisiyle mavinin alabildiğine derin sakinliğinin dengesini simgeliyor. Mor ve tonları uyku alanları ve meditasyon için besleyici tonlardır.

Koyu mavi; geceyi andıran bu renk odanıza girer girmez meditasyon ve dinginlik sağlayacağından tercih edilebilir tonlar arasında yer arıyor.

Mor; kırmızının yüksek yaşam enerjisiyle mavinin alabildiğine derin sakinliğinin dengesini simgeliyor. Mor ve tonları uyku alanları ve meditasyon için besleyici tonlardır.

Yeşil; emniyet duygusunu da fazlasıyla hissettirerek güven sağlama özelliğine sahiptir.  karışımı olan bu renk içeriğindeki renklerin bilinçaltımıza yolladığı doğallık, sessizlik, yumuşaklık, serinlik hissiyle rahat bir uyku çekmenize yardımcı olacaktır.

Kahverengi; toprağın ve ahşabın rengi olarak yer etmiştir. Güvenli ve sağlam bir his verir.

Renk önerilerinin dışında birde kullanmanızı önermediğimiz birkaç renk var; beyaz, kırmızı ve sarı.

Beyaz son zamanlarda çok tercih edilen bir renk, ama uyku kalitesine negatif etkileri bulunmakta. Çünkü beyaz rengin ışığı yansıtma gücü çok fazla. Günün ilk ışıkları da devreye girdiğinde, beyaz renk ışığı yansıtacağından uyku kalitesini bozmaktadır. İlle de beyaz kullanmak istiyorsanız beyazın hafif kırıldığı uçuk tonlar kullanabilirsiniz.

Kırmızı ve sarı dinamik renkler olduğu için tercih etmemenizde fayda var.

Renk uyumu için, çok fazla renk seçilmemelidir. Renkler arttıkça mekan karmaşık olacaktır. Birbirleriyle uyumlu olan 3-4 renk seçip, bu renkleri; duvarda, mobilyalarda, yatak örtüsünde, fon perdede, halı ve aksesuarlarda doğru bir oran ile kullanmanız gerekmektedir.

Kendinize ana bir renk seçip, ana renge yardımcı olacak birkaç renk serpiştirerek uyum yakalayabilirsiniz. Örneğin ana renk olarak soft bir ton olan gri rengi seçebilirsiniz, böylelikle yanına hangi rengi seçerseniz seçin gri renkle uyumlu olacaktır, tabii diğer seçilecek renklerin birbiriyle olan uyumunu da unutmamak gerekir.

Renk konusunda uygulayabileceğiniz bazı ipuçlarına bir göz atalım;

-Birbirine zıt renkler seçebilirsiniz böylelikle mekanda kontrast algısı oluşturabilirsiniz. Kırmızı ile yeşil, sarı ile mor, mavi ile turuncu gibi… Kontrast uygulamalarda 3’e 7 oranından faydalanabilirsiniz. Ama unutmayın ki kırmızı, sarı ve turuncuyu küçük dokunuşlarla odanıza katmalısınız, bu renkler dikkat çekici olduğu için uyku kalitenizi olumsuz yönde etkileyebilir.

-Çok sevdiğiniz bir renk olduğunu ve yatak odanızda bu renge ağırlık vermek istediğinizi varsayarsak, örneğin mor rengini sevdiğinizi düşünelim. Morun bir çok tonunu çeşitli ayrıntılarda kullanarak monokromatik bir renk uyumu yakalayabilirsiniz. Monokromatik mekânlarda seçilen rengin farklı tonlarını mekânın %70’inde kullanarak kalan %30’unu nötr renklere ayırdığınızda daha ferah ve göze hoş gözüken bir dekorasyon yapabilirsiniz.

Aydınlatmalarla Mekanı Zenginleştirin

Doğal aydınlatma olan güneşin ilk ışıklarını yatak odasına alabilmek erken kalkabilmek adına önemli bir unsurdur.

 Yapay aydınlatma her mekanda olduğu gibi yatak odasında da çok önemlidir. Genelde yatak odasında daha loş  bir hava tercih edilir. Bu ambiyansı şöyle yakalayabilirsiniz:

Odayı aydınlatan ana aydınlatmanın yanında, yatağın sağına ve soluna yerleştireceğiniz komodinlerin üzerinde ana aydınlatmayı destekleyici aydınlatmalar kullanabilirsiniz. Bu aydınlatmalar komodin üstü lambader, duvara sabitlenen aplikler ya da tavandan sarkan sarkıtlar olabilir. Bu seçim odanızın tasarımına uygun olarak yapılmalıdır. Loş bir ortam istediğinizde komodin üzerindeki aydınlatmaları kullanabilirsiniz. Ayrıca geceleri kitap okumak için yanınızdaki lambaderi açıp diğer kişiyi de rahatsız etmemiş olursunuz.

Bir Tasarımcı Gibi Yatağınızı Nasıl Şekillendirirsiniz ?

 

Bu kısımda yatağın anatomisini inceleyeceğiz. Yatak odamızın en önemli parçası olan yatağı nasıl daha da doldurabiliriz bunun peşine düşelim.  İlk olarak nevresim takımınızı odanızın dekorasyonuna uygun olarak seçmelisiniz. Çarşaflarınızda düz renkler kullanın. Çarşafların üzerine yorganınızı ayakucuna doğru katlayarak koyduğunuzda yatağınız daha dolgun ve yüksek görünecektir. Yorganın üzerine atacağınız yatak örtüsünde ister düz renkler kullanıp sadeliği yakalayın, isterseniz de desenler kullanıp yatağınıza hareket katabilirsiniz. Yastık konusunda ise cömert davranabilirsiniz. Şayet ne kadar çok yastık olursa yatak daha da ihtişamlı görünecektir. Yastık yerleşimi için pek çok seçenek mevcut, aşağıdaki örneklerden size uyan yerleşimi seçebilirsiniz.

Blog

Dekorasyon İpuçları

Yaşam alanlarınızda kendi stilinizi yansıtmak istiyorsunuz ama bazı ip uçlarına da ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz, gelin bu yazımızda bu ip  uçlarına beraber değinelim. Öncelikle kendi tarzınızı belirlemek ile başlamalısınız, Klasik bir tarza mı sahipsiniz modern minimal bir stili mi benimsiyorsunuz yoksa bir çok tarzı bir arada kullanmaktan yana olanlardan mısınız ? Öncelikle neyi sevdiğinizi ve nasıl bir alanda zaman geçirmek istediğinizi keşfetmelisiniz ,bu noktada öncelikleriniz konforunuz estetik kaygılarınız hepsini bir arada düşünmeye çalışmalısınız.

Stillerin yanı sıra dekorasyonun genel geçer, aykırılık yapılsa bile bu düzlemden çok da uzaklaşmamanız gerektiğini belirteceğimiz bazı nüansları var. Sizler bu ip uçlarını belki biliyor, belki bilmeden gözünüze güzel görünen parçalar, renkler ve boyutlar ile bu ahengi yakalıyor olabilirsiniz. Dekorasyon kavramının sonsuz farklı renk, doku, boyut ve stil kombinasyonlarından bir araya geldiğini unutmamız gerekir. Bu sebeple de önceliğiniz her zaman kendi zevkleriniz ve istekleriniz olmalıdır.

Duvar Rengi

Duvar renginizi seçerken olabildiğince aynı renk paletinin içerisinden seçim yapmalısınız. Örneğin yan yana iki küçük odanız varsa, onları aynı nötr renge boyamak onların daha büyük görünmesine yardımcı olur. Bir renk paletine bakarak farklı odalarda yakın tonları kullanmak gölge etkisi verecektir.Diyelim ki evin salonunu boyatıyorsunuz,öncelikle düşünmeniz gereken, salonunuzun dekorasyonuna ait ve öne çıkan desenli yada çok renkli bir parça olup olmadığıdır. Bu evinizin yer döşemesi de olabilir, kocaman bir tablo ya da salon halınız. Eğer böyle bir parçaya sahipseniz seçmeniz gereken duvar rengi mutlaka nötr tonlar arasında olmalıdır. Böylelikle desenli ve güçlü parçaları daha da öne çıkarabilirsiniz

Özellikle renkleri daha koyu olan koltuklar tercih edeceksiniz duvar renginiz olabildiğince soft bir tonda seçilmelidir. Aksi durum açık renk mobilya ve koltuklarınızı kurgulayacağınız salonunuzda da tam tersi olarak koyu renkleri gönül ferahlığıyla tercih edebilirsiniz. Özellikle renkleri zemin, duvar, mobilya ve tavan olarak geçişlerini aşağıdan yukarıya olacak şekilde, koyudan açığa doğru gidecek bir renk skalasında düşünebilirsiniz. Bu yaşam alanlarınızda güçlü bir etki yaratmanızı sağlar

Mobilya Seçiminde Form Ve Kurgu

Yaşam alanınızın dekorasyonunda ilk sırayı mobilya seçimine vermeniz gerekiyor. Odanızın ölçüsüne uygun boyutlarda mobilyaları tercih etmeniz en güçlü kriter. Aynı şekilde mobilyaların formunu da yaşam alanınızın şekline ve boyutuna uygun bir şekilde belirlemeniz gerekmekte. Örneğin küçük bir oda için büyük bir köşe koltuk, yaşam alanınızı keyifsiz ve kullanışsız bir hale getirmenize neden olurken çok geniş bir odada, küçük koltuklar mekanın soğuk ve boş görünmesine sebep olacaktır. Bu yüzden evinize uygun mobilya seçmek için ölçülendirmeyi doğru bir şekilde yapmalısınız. Sonrasında oda tipinizin ne olduğunu doğru bir şekilde anlamalı, farklı oda tipleri olan dikdörtgen, kare yada L tipi bir salon için hangi oturma kurgusunun daha kullanışlı olacağını belirlemelisiniz. En büyük parçanızın yerleşimini yapmakla işe başlayabilirsiniz; bu bir köşe koltuk yada büyük bir kanepe olabilir.Bu seçim tamamen sizin ölçülerinize ve zevkinize kalmış bir durumdur. Yavaş yavaş oturum alanınızı farklı varyasyonlar ekleyerek tamamlayabilirsiniz. Duvar üniteniz veya tv sehpanız odanızın boyutuna göre seçilmeli ve tv ile olan mesafeniz dikkate alınmalıdır. Hesaplaması ise oldukça kolay olacaktır. Televizyonun dikdörtgenin bir köşesiyle çaprazında bulunan köşesi arasında çizilen çizgi anlamına gelen diyagonal ölçüsü baz alınır. Bu ölçü 2 ya da 2.5 ile çarpıldığında ideal uzaklık elde edilir. Örneğin; 106 cm ekranda 212 cm ile 265 cm arasındaki oturma mesafesi idealdir.

Orta sehpa ve tamamlayıcı sehpalarınız gereğinden büyük olmamalı böylelikle yaşam alanınızda dolaşımı engelleyecek bir faktör haline dönüşmemelidir. Örneğin yaşam alanınız küçük ise sehpalarınızda yuvarlatılmış kenarları olan formlar tercih etmeniz dolaşım için bırakacağınız alanı arttırarak odayı daha büyük göstermenize yardımcı olacaktır. Aynı şekilde  koltuk seçimlerinizde toplam yüksekliği daha düşük koltuklar seçerek odanızı daha geniş ve yüksek tavanlı gösterebilirsiniz. Bu durum mobilyanın yerden yüksekliği ile de bağlantılıdır. Örneğin aynı boyutlarda bir odada yere sıfır bir koltuk ile ayakları yerden yüksek olan bir koltuğun yarattığı etki birbirinden farklı olacaktır. Yüksek ayaklı koltuk ve mobilyalar ortamın daha ferah görünmesini sağlar. Eğer mümkünse koltuklarınızın duvardan olan mesafesini arttırırsanız odanızda daha sıcak ve güçlü bir atmosfer elde edebilirsiniz.

Yaşam alanlarınızda kendinizi daha iyi hissetmek ve ortamın atmosferini güçlendirmek için koltuk şalı, kırlent, kol sehpası gibi detayları gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Öncelikli olarak koltuk renginiz ile aynı renk kırlentler seçmemeye özen gösterin, çünkü yaratmak istediğiniz güçlü bir algı ise farklı renk ve dokulara kesinlikle ihtiyacınız olacaktır. Sonrasında yapmanız gereken koltuk boyutunuza uygun formlarda kırlentler seçmek olacak. Kare kırlentler oldukça kullanışlı olsalar da farklı boyut ve form da kırlentler ekleyerek koltuğunuza dinamik bir hava katabilirsiniz. Bu dinamizmi farklı renk ve desenleri kullanarak da elde edebilirsiniz. Koltuğunuzun rengini fon rengi olarak düşünüp bu rengi içinde barındıran desenler, bu renge kontrast yaratacak zıt renkler yada tonsürton bir geçiş için  fon renginizin içinde bulunduğu paletten bir renk seçerek kombinleyebilirsiniz.

Kırlentleri kanepe üzerinde nasıl yerleştireceğiniz konusunda belirli bir kural yoktur, ancak dekoratif etkiyi en üst düzeye çıkarmak için yapabileceğiniz birkaç şey vardır. Öncelikle geleneksel görünümlü bir salon tasarlamaya çalışıyorsanız, klasik olana gitmek istersiniz. Yani iki adet ve tıpatıp aynı iki kırlenti her iki uca yerleştirirsiniz. Bu yöntem klasik tarz salonlar için en işe yarar yöntemdir. Daha çağdaş bir salon arzu ediyorsanız eğer bazı şeyleri karıştırma özgürlüğüne sahipsinizdir. Modern ya da eklektik stil bir salonda kırlent düzenlemesi yaparken hiçbir kurala bağlı kalmak zorunda değilsiniz. Dilediğiniz sayıda yastık kullanabilir ve farklı renkler seçerek dinamik bir dekor elde edebilirsiniz. Kırlentlerinizle elde edeceğiniz bu varyasyonlar odanızın bütün dekorasyonunun bir anda farklılaşmasına ve değişmesine neden olacaktır.

Aydınlatmalar

Avizeler, sarkıtlar, lambaderler, abajurlar… Evinizde hangi aydınlatma ürününe yer verecekseniz verin, önemli olan seçtiğiniz ürünlerin evinizde uyguladığınız dekorasyon ile bütünlük sağlaması. Dekorasyona uygun aydınlatma seçimi yapabilmek için evinizde kurguladığınız dekorasyon stilinin detaylarını göz önünde bulundurarak seçim yapabilirsiniz. Örneğin klasik dekorasyonda daha gösterişli, altın ve rose renklerinin daha yoğun olduğu bir aydınlatma ürünü seçebilir, modern dekorasyonda ise seçiminizi daha minimal çizgilere sahip geometrik tasarımlardan yana kullanabilirsiniz. Tabii ki bu söylediğimiz, dekorasyon stilinize göre farklılık gösterebilecek bir durum.

Gündüz saatlerinde evinizi aydınlatmanız için en büyük yardımcınız gün ışığı. Sağlıklı aydınlatma için de odanızın her noktasının görülebilir olması ve odanızda karanlık bir nokta kalmaması gerekiyor. Bu doğrultuda, seçtiğiniz tavan aydınlatması yetersiz kalırsa hem dekoratif hem de işlevsel olan lambader aplik, spot gibi ek aydınlatma ürünlerinden yardım alabilirsiniz.

Evinizdeki odaların tamamen aydınlanmasını sağlayabilmek için metrekareye göre aydınlatma hesabı da oldukça büyük önem taşıyor. Odanızın metrekaresi doğrultusunda ihtiyacınız olan lümen değerini elde edebilmek için çok girişli avizeleri de tercih edebilirsiniz. Hangi avizeyi tercih etmeniz gerektiği konusunda size yol gösterecek olan lümen hesabını, uzmanlardan yardım alarak ya da internet sitelerinin hesaplayıcılarını kullanarak bulabilirsiniz. Örneğin 32 m² bir salon için -bir metrekare için 100 lümenin ideal olduğu düşünüldüğünde- 1600 lümen gücü olan 18-23 W LED ampulleri, iki girişli bir aydınlatmada tercih edebilirsiniz.

Evinizi dekore ederken belki de en çok özendiğiniz alan salonunuz. Göz önünde olan ve bolca zaman geçirilen salonlar için aydınlatma ürünleri seçerken dikkat edilmesi gerekenleri bilirseniz hem daha ferah hem de daha dikkat çekici bir alan oluşturabilirsiniz.

Salonunuz büyük ya da küçük olabilir. Siz salonunuzun büyüklüğüne uygun bir ürün tercih etmelisiniz. Açık tasarıma sahip, ampulü kapatmayan ve açık renkli ürünlerin aydınlatma konusunda daha başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Tavan aydınlatmasına ek olarak alanda daha loş bir etki yaratmak istediğinizde size yardımcı olabilecek lambaderlere de evinizde yer verebilirsiniz. Konsol yada dresuar üzerinde kullanacağınız abajurlar ile hem çok şık bir görüntü elde edebilir hem de farklı bir ışık aksı elde ederek ortamın atmosferini güçlendirebilirsiniz.

Aynalar

Görsel olarak çekici bir şeyin karşısına yerleştirmenin yanı sıra, bir ayna her zaman alan için uygun yükseklikte asılmalıdır. Ayna yüksekliği göz hizasında olması gerekliliğinin aksine, ne yansıtılmak istenildiğine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Göz seviyesi birçok durumda işe yarar, ancak duruma bağlı olarak daha yüksek veya daha alçak yerleşimler de tercih edilebilir.

Tablolar

Evinizin kendi tasarım dilini ortaya koymasına ve tarzını yansıtmasına en büyük katkı sağlayacak unsurlardan biri de tablolardır.Ancak doğru tabloyu seçmek tahmininizden biraz daha zor olabilir.Evinizin tarzını güçlü bir şekilde vurgulayacak sanat eserini seçmek için bazı kriterlere dikkat etmeniz gerekiyor.

İlk olarak tablonuzun içeriğinde var olmasını dilediğiniz renklere karar vermekle işe başlayabilirsiniz. Bir sanat eseri seçmeye çalışırken insanların yanıldıkları bir konu, her şeyin aynı uyumlu renklerle bir arada bulunmasıdır. Oysa renklerin ahengini sağlamak da başlı başına bir sanattır. Elbette benzer renkler hatta aynı tonların eşleştirilmesinde de güzel kombinasyonlar ortaya çıkabilir ancak yine de tek formül bu değildir. Kontrastın gücünü dekorasyona taşımak ve zıt renkler ile yaşam alanlarınızı canlandırmak da en güçlü tasarım etkilerinden birini yakalamanıza yardımcı olacaktır.

Seçeceğiniz tabloda dikkat etmeniz  gereken bir diğer nokta da eserin boyutudur. Kurguladığınız alan için ne çok büyük olmalı, ne de küçük kalmamalıdır. Bu sebeple tablonuzun boyutu oldukça önemli bir kriterdir. Örneğin bir kanepenin üzerindeki duvar alanını düşünelim. Genel bir kural olarak, yukarıya asılacak tablo, kanepenin genişliğinin yaklaşık üçte ikisi kadar veya daha büyük olmalıdır. Aynı kural yatak üzerine asılacak tablonun yeri için de geçerli. Ancak bazı eserlerde de bu kural kırılabilir. Birkaç küçük parçanın simetrik ya da asimetrik planıyla da güzel görüntüler oluşabilir. Geniş ve ferah ortamlarda asılacak dev tablolar ortama modern bir hava katacaktır. Ancak küçük ve tavanı alçak yaşam alanlarında bu boyutta tablolar çok da keyifli olmayacaktır.

Bunun yanı sıra seçeceğiniz tablonun tarzı da oldukça önemli başka bir kriterdir. Örneğin daha geleneksel tarzda döşenmiş bir odada, modern bir sanat eseri çarpıcı bir odak noktası yaratabilir, Modern ve minimal bir alanda ikonik bir parça yoğun ve güçlü bir etki yaratmanızı sağlayabilir.Tarzları ve renkleri karıştırmak bilinçli olarak yapıldığında güçlü tasarım efekti oluşturabilir. Bu yüzden bakış açınızı değiştirip farklı stilleri bir arada kullanmaktan çekinmeyin. Unutmayın ki sizi iyi hissettirecek her dokunuş sizin dekorasyonunuzun bir parçası olmaya adaydır.

Blog

İç Mekanlara İlham Verecek Moda ve Tekstil Trendleri

Pandemiden önce, evlerimiz hayatımızın sadece bir parçasıydı. Koronavirüs salgını her şeyi değiştirdi. Birçok insan kendi dört duvarında her zamankinden daha fazla zaman geçirdi ve evlerimiz hayatımızda merkezi bir rol üstlendi. ” Evde yaşam ” geçen yıl kaçınılmaz bir tema haline geldi. Ailemizle daha çok vakit geçirdiğimiz , huzurla çalışabildiğimiz ,yemek pişirdiğimiz ve spor yaptığımız bu ortamdan beklentimiz her zamankinden daha huzurlu ve fonksiyonel olması Pandemi bitse dahi bu yeni rutin %60-65 insan için değişmeyecek ve evler daha önemli ve değerli olmaya devam edecek. Bu nedenle yaşam alanlarından beklenti  renklerden dokulara kadar bizi sımsıcak karşılayacak bir atmosferde olmalı. Doğaya dönüşün etkisiyle insanları sarıp sarmalayarak güvende hissettirecek yumuşak ve natürel dokulu malzemelere yöneliş oldu. Ev içerisinde içimizi ısıtan güneş ve toprak tonları , deri tonlamaları, yeşilin her tonu aynı zamanda  mental sağlığa da katkıda bulunacak. Dış dünyaya açılamadığımız zamanlarda bitkiler ve doğanın taklidi yüzey, desen  ve dokular içimizi açacak.
Tüm dünyada öne çıkan ve iç mekanlara ilham verecek 20 moda ve tekstil trendinin bir listesini hazırladık.

1) Klasikleri Yeniden Keşfetmek: Buklet Ve Kadife

Çoğu insan buklet kumaşı düşündüğünde, akla gelen ilk görüntü muhtemelen 1950’lerden dünyaca ünlü ve zamansız Coco Chanel takımıdır. 1980’lerde ve 1990’larda, kumaş trend radarından kayboldu. Ancak bu yıl iç tasarımda harika bir geri dönüşü kutluyor. Buklet yumuşak ve sert arasında doğru noktada durur. Döşeme tipik olarak pamuktan yapılmıştır ve dayanıklıdır. Bir kanepe, koltuk, yastık veya perde için buklet kumaşı gerçekten çok yönlüdür ve herhangi bir odaya rahat bir hava verir. Ahşap veya metal ile eşleştirilmiş, daha sert kenarlı elemanları yumuşatır.

Geçmiş günlerden bir başka dokunsal vurgu da yeniden doğuşun tadını çıkarıyor. Kadife haklı olarak evlerimize geri dönen zamansız bir klasik. Yumuşak yapısı, kumaşın çeşitli döşemeli ürünler  için çok uygun olduğu anlamına gelir ve karakteristik dikey oluklar malzemeyi heyecan verici hale getirir. Kadife, havasız olma klişesinin aksine, herhangi bir iç tasarım stiline kolayca sığar.

2) Renk ve Formda Saf Doğa

Yaşam alanlarını sıcak bir atmosferle doldurmak doğal malzemeler, renkler ve tekstiller arasında bir simbiyoz yaratma meselesidir. Yumuşak dokular, amorf şekiller ve sessiz toprak tonları, 2022 için ev tekstili trendlerini tanımlayıp ,doğayı sessizce ve gizlice evlerimizin içine yerleştiriyor. Doğaya akıcı bir bağlantı oluşturmak için amorf şekiller sessiz doğal tonlarla birleşiyor.

3) Doğal Malzeme Ve Şekillerin Karışımı

Keten, yün ve ahşap gibi doğal malzemeler hemen her eve organik ve canlı bir kalite kazandırır.  Doğal malzemeler, geçen yılki ‘do it yoursef ‘ akımı sonrası ön plana çıkarak şimdilerde birçok duvar makrome ile süslenmiştir. Sessiz krem tonlarında dokunmuş ve örgülü yünden yapılmış yastıklar ve battaniyeler de doğal ve rahat bir görünüm yaratır. Doğadan ilham alan organik desenler ve parçalar artık her evde…

4) Eğlence & Etkileşim

Tasarımın olmazsa olmazları arasında bulunan kalite, dayanıklılık ve uzun ömürlülük kriterlerinin yanı sıra insanların satın alma tercihinde önemli rol oynayan artık yeni fonksiyonlar bulunuyor. Yaşam alanlarında asıl fonksiyonun yanı sıra hayatımıza neşe getiren , insanlar arası etkileşimi arttıran tasarımlar daha çok tercih edilecek.

5) Sürrealist Tasarımlar

İnsanlardaki kaçış duygusu sürrealizme olan yönelişi arttırdı. Bu durum hem ürün tasarımı hem de tekstil tasarımına da yansıdı. 30000 adet kumaş parçası  kullanılarak üretilen bu koltuk rengi, dokusu ve formu ile de sürrealist bir tasarım.

6) Sürdürülebilir Kumaşlar

Yün, ipek , pamuk gibi ham maddeler başta olmak üzere doğada bulunan birçok malzemenin karışımı ile elde edilen yeni sürdürülebilir kumaş türleri üretimi ve kullanımı her geçen gün artacak. Organik pamuk ve  doğal bitki lifleri kullanımı doğa dostu firmalar için olmazsa olmaz malzemeler haline gelecek.

7) Organik Kamuflaj

Moda dünyasından 2022 tekstil trendlerine doğru fırlatılan “organik kamuflaj. Sıcak toprak ve pastel tonlarda, bu trend motifi yumuşak, kumlu plajları, denizi veya ormanı akla getiriyor. Bir halı veya yastık üzerinde, “organik kamuflaj”, sade bir kanepe ile eşleştirildiğinde canlı bir görünüm yaratır.

8) Denim

Gelecek yıllarda etkisi artacak bir diğer tekstil trendi denim.‘Denim on Denim’ diye adlandırılan baştan aşağı denim kombinleri ve işlenmemiş kot kumaşından tasarlanmış giysi ve ürün tasarımları popüleritesini arttırmaya devam ediyor. Taşlanmış, ağartılmış jeanlerin yanı sıra işlenmemiş jean’in kendine özgü koyu ve derin lacivert rengi ile beyaz ya da sarı renk dikişlerin kontrastının vurgulandığı birçok tasarım da göze çarpan trendler arasında.

.

9) Miras

Tüm dünyada ses getiren bir diğer akım ise atalardan kalan zenginlikler…Markalar fark yaratmak ve öne çıkmak  için kültürel kodlardan ve geçmişin izlerinden besleniyor. Anneanneden toruna ya da evladiyelik diye adlandırabileceğimiz zamansız klasikler birçok sektöre ilham verecek.

10) Kürk ve Peluş

Hayvanseverlerin de büyük katkısı ile kürkler artık hem ulaşılabilir fiyatta hem de hayvanlara işkence edilmeyen yollarla elde ediliyorlar. Suni kürk ve  peluş parçalar, kışın soğuk günleri için harika birer alternatif sunuyorlar.

11) Püskül ve Tüy

Püsküllü, saçaklı, tüylü tasarımlar trend alarmı veriyor. Sanat sahnelerinden koleksiyonlara, koleksiyonlardan da sokaklara geçiş yapan neşeli parçalar, geçmişten güçlenerek geri dönüyor. Geçtiğimiz sezonlarda tasarımlara bohem bir hava katan iri püsküller, şimdi incelerek modernleşti. Enerjik görünümleri ile dekorasyona da dahil olan tüy ve püsküller keyifli mekanlar sunacak.

12) Pile Ve Katlamalar

Pileyi de 2022 modasında bol bol göreceğiz gibi duruyor. Üstelik sırf eteklerde değil, tulumlarda, pantolonlarda hatta gömleklerde bile ince ve kalın pilelere hazırlanın.

13) Kapitone ve Kabartmalar

Tarihi 12. Yüzyıla kadar dayanan kapitone tekniği asırlardır farklı kültürler tarafından kullanılmış. Çantalar ve retro koltuklar başta olmak üzere son dönemde ‘ yorgan modası ‘ ile daha salaş ve konforlu kullanım alanlarına ulaşacak. Kare burunlu terlik ve sandaletler sonrası puf görüntüler vazgeçilmez bir trend haline geliyor.

14) Metalik Gümüş

Son derece dinamik ve stil sahibi metalik tonlar ve podyumdan sokaklara taşınan gümüş ışıltılar fütürizmi simgeleyen dokusuyla ön plana çıkıyor. Klasik parçaların yanı sıra sportif ve elegant parçalarda da kullanımı artacak.

15) Lavanta Ferahlığı

Son yıllarda en beğenilen renklerden olan lavanta, leylak diye de bilinen lila yumuşak tonuyla romantik olduğu kadar masumiyeti ve çekiciliği ile ön plana çıkıyor. Pijamadan kozmetiğe kadar her alanda etkisini her geçen gün artırıyor.

16) Optimistik Pembe

Çocuksu siluetlerden cool ve olgun görünümlere terfi eden pembe pandemi sonrası kaygıdan uzaklaştırıp, özgür hissettiriyor. Tepeden tırnağa pembenin etkisi kozmetikten dekorasyona her alanda  iyimser duyguları ön plana çıkaracak

17) Gün Batımı

Gün batımı tonlarının degrade ve batik gibi doku etkisi verecek şekilde kullanımının yanında bir arada kullanımı da duygusal anlamda iyi hissettirip içimizi ısıtacak.

18) Deri

Klasik vintage deri kullanımı yerini parlak yumuşak ve dokulu vinillere bırakacak. Alışılmış siyah ve kahve tonlarında orjinal deriler in tercihi azalarak  zamanla pastel tonlarda ve doku efektli  vegan deriler ön plana çıkacak.

19) 60’lar

Dünyanın belki de en keyifli zamanlarından 60’lı yıllarda bir tarafta fütürizm ilerlerken ,  aynı zamanda bohem ve hippie tarzlar görülüyor. Bu dönemin kendi içinde uyumlu çok kültürlülüğünün izleri karşımıza mini etekler, babydoll elbiseler, çizmeler ve yaka detayları olarak çıkacak.

20) Evde Kal

Karantina döneminde sokak modası yerini ‘evde kal’ stiline bıraktı. Modumuzu yükseltip ,eğlenmek  ya da zoom toplantıları için şık giyinsek de genel anlamda konfor ve ev rahatlığı yükselişe geçti. Topuklu ayakkabılar yerini rahat terliklere  bırakırken pijamalar, trikolar ve eşofmanlar  uzun süre varlığını sürdürecek.